Meal Seç / Sure Seç

TÜRKÇE - MUHAMMED ESED KURAN TEFSİRİ
( MUHAMMED ESED KURAN TEFSİRİ )
108 - Kevser
RAHMÂN, RAHÎM ALLAH ADINA (1)

1 - Otoritelerin çoğunluğuna göre, (9. sure -Tevbe- hariç bütün surelerin başında yer alan) bu ifade Fâtiha'nın ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Bu nedenle 1. ayet olarak numaralandırılmıştır. Bütün diğer örneklerde ise besmele, surelerin başında yer alır ve fakat ayet sayılmaz. Rahmân ve Rahîm ilahî sıfatlarının her ikisi de "bağışlama", "merhamet", "şefkat" anlamına gelen ve fakat daha da kapsayıcı bir mana ifade eden rahmet isminden (bu ismin masdarından) türetilmişlerdir. İlk zamanlardan bu yana İslam alimleri, bu iki terimi birbirinden ayıran anlam nüanslarını tanımlamaya çalışmışlardır. Bu açıklamaların en ikna edici ve sade olanı İbni Kayyım'a aittir (Menâr I, 48'den naklen): (Ona göre,) Rahmân terimi, Allah'ın Varlığı kavramında içkin (mündemiç) bulunan ve ondan koparılması mümkün olmayan rahmet saçıcılığı vasfını kapsarken, Rahîm, bu rahmetin O'nun mahlukatı üzerindeki tezahürünü ve onlar üzerindeki etkisini, başka bir deyişle O'nun aktivite (faaliyet) tarafını ifade eder.

        
Otoritelerin çoğunluğu bu sureyi Mekke döneminin ilk bölümüne ait sayarken İbni Kesîr, büyük bir ihtimalle Medine'de nazil olduğu görüşündedir. Bu varsayımın (başka bazı ilim adamlarınca da benimsenen) dayanağı, Enes b. Mâlik'ten rivayet edilen sahih bir Hadis'te bulunmaktadır. Enes, surenin nasıl nazil olduğunu detaylı bir şekilde anlatırken, "Allah'ın Peygamberi, mescidde aramızda otururken" diye anlatır (Müslim, İbni Hanbel, Ebû Dâvûd, Neseî). Enes'in işaret ettiği "mescid" yalnızca Medine Mescidi olabilir: çünkü, bir taraftan Enes -o şehrin bir yerlisi olarak- Hz. Peygamber'i Medine'ye hicretinden (ki o zaman Enes, ancak on yaşlarındaydı) önce hiç görmemişti; diğer taraftan Mekke'nin H. 8. yılda fethinden önce orada Müslümanlara açık olan bir mescid -yani, cemaatle namaz kılma yeri- bulunmuyordu. Bu surenin üç ayeti de, ilk bakışta, Hz. Peygamber'e hitab etmektedir, ama bu hitap o'nun aracılığıyla bütün mümin erkek ve kadınları da kapsamaktadır.
1. BAK, Biz sana bol nimet (1) verdik:

1 - Kevser terimi, "bolluk", "çokluk" yahut "bereket" anlamındaki kesret isminin tekid halidir (Zemahşerî); ayrıca aynı anlamı veren bir sıfat olarak da kullanılmaktadır (Kâmûs, Lisânu'l-‘Arab, vb.). Kur'an'da kullanıldığı tek örnek olan yukarıdaki bağlamda kevser, Hz. Peygamber'e vahiy, bilgi, hikmet, iyilik ve hem bu dünyada hem de öteki dünyada şerefli ve onurlu olmak gibi soyut ve manevî anlamda iyi ve güzel olan her şeyden bolca ihsan edilmesini anlatmaktadır (Râzî); genel olarak müminler açısından ise, bilgi elde etme, iyi fiiller işleme, bütün canlı varlıklara karşı şefkatli davranma ve böylece iç huzuruna ve tatminine kavuşma imkanını ifade eder.

2. o halde [yalnız] Rabbine ibadet et ve [yalnız O'nun adına] kurban kes.
3. Şu gerçek ki, senden nefret eden, [her türlü iyilik ve güzellikten] kesilmektedir! (2)

2 - Lafzen, "kesilmiş olan (ebter) odur." Parantez içindeki "iyilik ve güzellikten" ibaresi ise, Kâmûs'tan esinlenen bir açıklamaya dayanmaktadır.

1Fatiha.com ile vefat etmiş sevdiklerinizi unutmayın !

Onlar için sayfa açın, fotograf ve videolarını, anılarını paylaşın, 1 Fatiha okuyun.

Lütfen tıklayın >>>