Meal Seç / Sure Seç

TÜRKÇE - MUHAMMED ESED KURAN TEFSİRİ
( MUHAMMED ESED KURAN TEFSİRİ )
86 - Tarik
RAHMÂN, RAHÎM ALLAH ADINA (1)

1 - Otoritelerin çoğunluğuna göre, (9. sure -Tevbe- hariç bütün surelerin başında yer alan) bu ifade Fâtiha'nın ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Bu nedenle 1. ayet olarak numaralandırılmıştır. Bütün diğer örneklerde ise besmele, surelerin başında yer alır ve fakat ayet sayılmaz. Rahmân ve Rahîm ilahî sıfatlarının her ikisi de "bağışlama", "merhamet", "şefkat" anlamına gelen ve fakat daha da kapsayıcı bir mana ifade eden rahmet isminden (bu ismin masdarından) türetilmişlerdir. İlk zamanlardan bu yana İslam alimleri, bu iki terimi birbirinden ayıran anlam nüanslarını tanımlamaya çalışmışlardır. Bu açıklamaların en ikna edici ve sade olanı İbni Kayyım'a aittir (Menâr I, 48'den naklen): (Ona göre,) Rahmân terimi, Allah'ın Varlığı kavramında içkin (mündemiç) bulunan ve ondan koparılması mümkün olmayan rahmet saçıcılığı vasfını kapsarken, Rahîm, bu rahmetin O'nun mahlukatı üzerindeki tezahürünü ve onlar üzerindeki etkisini, başka bir deyişle O'nun aktivite (faaliyet) tarafını ifade eder.

        
Nisbeten erken bir tarihte (muhtemelen Hz. Peygamber'in nübüvvetinin dördüncü yılında) nazil olan bu sure, ismini birinci ayetinde geçen târık kelimesinden alır.
1. DÜŞÜN gökleri ve gece vakti geleni! (1)

1 - Bazı müfessirler, târık ("gece vakti gelen") olarak tanımlanan şeyin sabah-yıldızı olduğunu, çünkü onun gecenin bitimine doğru göründüğünü ileri sürerler; diğerleri ise -Zemahşerî ve Râğıb gibi- genel manada onu "yıldız" cinsi olarak anlarlar. Şimdi bu ismin kökünü analiz edersek, "[bir şeye] vurdu" veya "bir şeyi [döğdü]" anlamındaki taraka fiilinden türetildiğini görürüz; bu nedenle, taraka'l-bâb, "kapıyı çaldı" anlamına gelir. Mecazî olarak da, "gece vakti gelen herhangi bir şey"i [veya "herhangi bir kimse"yi] gösterir, çünkü bir eve gece gelen kişinin kapıyı çalması beklenir (Tâcu'l-‘Arûs). Kur'an'ın ifade tarzında târık, felaketin ve sıkıntının derin karanlığında bunalmış bir insana zaman zaman gelen semavî bir teselli ve rahatlamayı; veya belirsizliğin karanlığını gideren anî, sezgisel bir aydınlanmayı; yahut da adeta insanın kalp kapılarını çalan ve böylece hem teselli ve rahatlama, hem de aydınlanma fonksiyonlarını gören ilahî vahyi ifade eden bir mecazdır. (Yemin ifade eden ve bağlacını "Düşün" olarak çevirmem konusunda bkz. sure 74, not 23'ün ilk bölümü.)

2. Bilir misin nedir gece vakti gelen?
3. O, yıldızdır [inanmadan yaşanan hayatın] karanlığını delip geçen:
4. [zaten] hiçbir insan korunmasız bırakılmamıştır. (2)

2 - Lafzen, "üzerinde muhafızı bulunmayan [yahut "gözetilmeyen"] hiçbir insan yoktur". Bkz. bu bağlamda 82:10-12, not 7.

5. İNSAN, neden yaratıldığına bir baksın:
6. o spermalı bir sıvıdan yaratılmıştır
7. [erkeğin] beli ile [kadının] leğen kemiği (3) arasından çıkan.

3 - "Leğen kemiği" olarak çevirdiğim terâib çoğul ismi, aynı zamanda "kaburga kemiği" veya "kaval kemiği" anlamlarına da gelir; nadiren kullanılan Kur'ânî kavramların etimolojisi üzerinde uzmanlaşmış otoritelerin çoğuna göre bu terim, özellikle kadın anatomisi ile ilgilidir (Tâcu'l-‘Arûs).

8. Elbette O, [insanı yoktan var eden] onu yeniden [hayata] döndürmeye de kâdirdir:
9. bütün sırların ortaya serileceği Gün,
10. ve [insanın] ne bir kuvvet ne de yardımcı bulacağı (Gün)!
11. Düşün (4) dönüp duran gökleri,

4 - Zımnen, "ve son olarak, Allah'ın yaratma ve yeniden diriltme kudretini tam olarak kavrayabilmek için düşün ..." vd.

12. ve bitkilerle patlayıp yarılan yeri!
13. BAKIN, bu [ilahî kelâm] doğruyu yanlıştan ayıran bir sözdür, (5)

5 - Lafzen, "hüküm veren bir söz" veya "ayırd edici bir söz", yani doğru ile yanlış arasında ayrım -burada, bir tarafta "ölüm"den sonra hayatın devamlılığına inanç, diğer tarafta bu ihtimalin reddi arasında ayrım. (Karş. Kıyamet Günü'nden "Ayrım Günü" olarak söz eden 37:21, 44:40, 77:13 ve 38, 78:17; bkz. ayrıca 77:13, not 6).

14. boş bir lakırdı değil.
15. Elbette on[u kabule yanaşmayan]lar, birçok düzmece kanıt ararlar (6) [ilahî kelâmı çürütmek için];

6 - Lafzen, "[birçok] tuzak (keyd) kurarlar": bkz. hemen hemen eş anlamlı bir kelime olan mekr'in aynı anlamda kullanıldığı 34:33, not 41.

16. ama Ben onların bütün planlarını boşa çıkaracağım. (7)

7 - Lafzen, "Ben, [daha ince] bir tuzak kuracağım", yani onlarınkini boşa çıkarmak için. Benim kullandığım açıklayıcı ifadeler, bütün otoritelere göre yukarıdaki ayetin taşıdığı anlamı yansıtmaktadır.

17. Öyleyse bırak, hakikati inkar edenler dilediklerini yapsınlar, yapsınlar kısa bir süre!