Sure No Ayet No Ayet Karakter
Fatiha 1 Bismillahirrahmânirrahîm 42
Fatiha 4 Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur. 130
Fatiha 5 (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. 92
Fatiha 7 Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. 131
Bakara 1 Elif Lâm Mîm. 31
Bakara 2 Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. 123
Bakara 3 Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. 141
Bakara 4 Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. 122
Bakara 5 İşte onlar Rab'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. 120
Bakara 6 Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar. 111
Bakara 8 İnsanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler de vardır. 114
Bakara 9 Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. 138
Bakara 11 Bunlara, "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edicileriz!" derler. 117
Bakara 12 İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. 102
Bakara 18 Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler. 96
Bakara 21 Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız. 135
Bakara 39 İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. 140
Bakara 42 Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin. 83
Bakara 43 Namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. 97
Bakara 46 Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten ona döneceklerini çok iyi bilirler. 107
Bakara 50 Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. 130
Bakara 52 Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik. 80
Bakara 53 Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) ve Furkan'ı vermiştik. 110
Bakara 56 Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. 95
Bakara 64 Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz. 142
Bakara 77 Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da. 117
Bakara 82 İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. 111
Bakara 99 Andolsun, biz sana apaçık âyetler indirdik. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. 104
Bakara 117 O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir. 127
Bakara 122 Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın. 136
Bakara 131 Rabbi ona "Teslim ol" dediğinde "Âlemlerin Rabbine teslim oldum" demişti. 97
Bakara 147 Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma! 91
Bakara 152 Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin. 117
Bakara 153 Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir. 139
Bakara 154 Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz. 124
Bakara 155 Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. 144
Bakara 157 İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır. 135
Bakara 162 Onlar ebedî olarak lânet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır. 137
Bakara 163 Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Ondan başka ilah yoktur. O Rahmân'dır, Rahîm'dir. 108
Bakara 169 O, size ancak kötülüğü, hayasızlığı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. 128
Bakara 179 Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz. 119
Bakara 201 Onlardan, "Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru" diyenler de vardır. 145
Bakara 202 İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir. 106
Bakara 238 Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a gönülden boyun eğerek namaza durun. 104
Bakara 242 Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır. 89
Bakara 244 Allah yolunda savaşın ve bilin ki şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir. 117
Bakara 270 Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur. 138
Bakara 276 Allah, faiz malını mahveder, sadakaları ise artırır (bereketlendirir). Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez. 139
Al-i İmran 1 Elif Lâm Mîm. 36
Al-i İmran 2 Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Diridir, kayyumdur. 98
Al-i İmran 5 Şüphesiz yerde ve gökte Allah'a hiçbir şey gizli kalmaz. 86
Al-i İmran 22 Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur. 133
Al-i İmran 32 De ki: "Allah'a ve Peygamber'e itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez. 130
Al-i İmran 42 Hani melekler, "Ey Meryem! Allah seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı." 136
Al-i İmran 43 "Ey Meryem! Rabbine divan dur. Secde et ve (onun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et" demişlerdi. 133
Al-i İmran 46 "O, beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır." 113
Al-i İmran 48 Ve Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretecek. 87
Al-i İmran 51 "Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse ona ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur." 133
Al-i İmran 53 "Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber'e uyduk.Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz." 143
Al-i İmran 54 Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. 111
Al-i İmran 58 (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dan okuyoruz. 121
Al-i İmran 60 Hak Rabbindendir. O halde sakın şüphe edenlerden olma. 82
Al-i İmran 63 Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir. 107
Al-i İmran 70 Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz halde, niçin Allah'ın âyetlerini inkar ediyorsunuz? 123
Al-i İmran 71 Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? 115
Al-i İmran 74 O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah büyük lütuf sahibidir. 91
Al-i İmran 82 Artık bundan sonra kim yüz çevirirse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir. 117
Al-i İmran 87 İşte onların cezası; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır. 129
Al-i İmran 88 Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz. 127
Al-i İmran 92 Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir. 141
Al-i İmran 94 Artık bundan sonra Allah'a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir. 119
Al-i İmran 107 Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır. 116
Al-i İmran 108 İşte bunlar Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz âyetlerdir. Allah, âlemlere hiç zulüm etmek istemez. 134
Al-i İmran 109 Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Bütün işler ancak Allah'a döndürülür. 122
Al-i İmran 124 Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun. 133
Al-i İmran 131 Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının. 75
Al-i İmran 132 Allah'a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin. 83
Al-i İmran 139 Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz. 128
Al-i İmran 141 Bir de Allah, iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar. 115
Al-i İmran 148 Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. Allah güzel davrananları sever. 139
Al-i İmran 150 Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. O, yardımcıların en hayırlısıdır. 108
Al-i İmran 158 Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız. 104
Al-i İmran 163 Onlar (insanlar) Allah'ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir. 128
Al-i İmran 171 (Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler. 131
Al-i İmran 175 O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü'min iseniz, benden korkun. 136
Al-i İmran 189 Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. 120
Al-i İmran 192 "Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur." 137
Al-i İmran 196 Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. 99
Nisa 21 Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız? 133
Nisa 27 Allah, sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar. 141
Nisa 28 Allah sizden (yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. 113
Nisa 30 Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu cehennem ateşine atacağız. Bu, Allah'a pek kolaydır. 124
Nisa 45 Allah sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Allah dost olarak yeter. Allah yardımcı olarak da yeter. 127
Nisa 50 Bak Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter. 101
Nisa 52 Onlar, Allah'ın lanet ettiği kimselerdir. Allah kime lanet ederse, artık ona asla bir yardımcı bulamazsın. 128
Nisa 53 Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa, insanlara bir zerre bile vermezler. 116
Nisa 55 Böylece onlardan kimi ona iman etti, kimi de sırt çevirdi. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter. 139
Nisa 67 O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik. 89
Nisa 68 Onları elbette doğru yola iletirdik. 56
Nisa 70 Bu lütuf Allah'tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter. 78
Nisa 71 Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin. 130
Nisa 80 Kim peygambere itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. 140
Nisa 99 Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. 116
Nisa 106 Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 109
Nisa 107 Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günâhkarı sevmez. 112
Nisa 117 Onlar, Allah'ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar.Halbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar. 128
Nisa 118 Allah o şeytana lânet etti ve o da, "Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım" dedi. 130
Nisa 121 İşte onların barınağı cehennemdir. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar. 94
Nisa 126 Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatıcıdır. 106
Nisa 132 Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter. 98
Nisa 133 Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Allah buna hakkıyla gücü yetendir. 124
Nisa 138 Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. 88
Nisa 158 Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. 121
Nisa 167 Şüphesiz inkar edenler, insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. 124
Nisa 168 Şüphesiz inkar edenler ve zulmedenler (var ya) Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir. 137
Nisa 169 (Allah onları) ancak içinde ebedi kalacakları cehennemin yoluna iletir. Bu ise Allah'a çok kolaydır. 124
Nisa 174 Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik. 129
Maide 10 İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya; işte onlar cehennemliklerdir. 95
Maide 30 Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. 133
Maide 37 Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır. 117
Maide 56 Kim Allah'ı, onun peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir. 148
Maide 86 İnkar edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar cehennemliklerdir. 105
Maide 98 Bilin ki Allah'ın cezası çetindir ve Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 111
Maide 99 Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. Allah sizin açıkladığınızı da, gizlediğinizi de bilir. 128
Maide 102 Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu. 98
Enam 149 De ki: "En üstün delil yalnızca Allah'ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi." 124
Enam 134 Şüphesiz size va'd edilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz. 107
Enam 131 Bu (peygamberlerin gönderilmesi), Allah'ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir. 137
Enam 132 Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir. 115
Enam 127 Rableri katında selam yurdu (cennet) onlarındır. Allah, yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur. 135
Enam 118 Artık, âyetlerine inanan kimseler iseniz üzerine Allah'ın ismi anılarak kesilmiş hayvanlardan yiyin. 124
Enam 117 Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O doğru yolu bulanları en iyi bilendir. 125
Enam 106 Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Allah'a ortak koşanlardan yüz çevir. 141
Enam 103 Gözler onu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder." O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. 146
Enam 86 İsmail'i, Elyasa'ı, Yûnus'u ve Lût'u da hidayete erdirmiştik. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. 128
Enam 85 Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı, İlyas'ı doğru yola erdirmiştik. Bunların hepsi salih kimselerden idi. 127
Enam 67 Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. İleride bileceksiniz. 91
Enam 66 O (Kur'an) hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim." 120
Enam 64 De ki: "Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de ona ortak koşuyorsunuz." 125
Enam 55 Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. 111
Enam 49 Âyetlerimizi yalanlayanlara ise, yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. 112
Enam 45 Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. 102
Enam 29 Derler ki: "Hayat ancak dünya hayatımızdır. Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz." 112
Enam 18 O, kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. 140
Enam 15 De ki: "Ben Rabbime isyan edersem gerçekten, büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım." 126
Enam 16 (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apaçık kurtuluştur. 130
Enam 13 Gece ve gündüzde barınan her şey onundur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 108
Enam 11 De ki: "Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün." 123
Enam 5 Nitekim hak (Kur'an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir. 144
Enam 4 Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler. 99
Enam 163 "O'nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim." 113
Araf 181 Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır. 138
Araf 177 Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür! 107
Araf 174 Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. 94
Araf 166 Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara "aşağılık maymunlar olun" dedik. 121
Araf 159 Mûsâ'nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı. 129
Araf 151 (Mûsâ), "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen merhametlilerin en merhametlisisin" dedi. 141
Araf 140 "Sizi âlemlere üstün kılmış iken, Allah'tan başka ilah mı araştırayım size?" 108
Araf 139 Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır." 140
Araf 135 Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar. 122
Araf 132 Dediler ki: "Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz." 108
Araf 125 Dediler ki: "Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz." 65
Araf 122 "Mûsâ ve Hârûn'un Rabbine." 50
Araf 120 Sihirbazlar ise secdeye kapandılar. 54
Araf 121 "Âlemlerin Rabbine iman ettik" dediler. 57
Araf 119 Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi. 73
Araf 118 Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. 108
Araf 115 (Sihirbazlar), "Ey Mûsâ!" Ya önce sen at, ya da önce atanlar biz olalım" dediler. 105
Araf 114 Firavun, "Evet. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız" dedi. 133
Araf 112 "Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler." 77
Araf 113 Sihirbazlar Firavun'a geldiler. "Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır, değil mi?" dediler. 132
Araf 109 Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: "Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır." 112
Araf 110 "Sizi yerinizden çıkarmak istiyor." Firavun ileri gelenlere, "Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?" dedi. 123
Araf 108 Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş. 105
Araf 106 Firavun, "Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım, şayet doğru söyleyenlerden isen" dedi. 133
Araf 107 Bunun üzerine Mûsâ asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha. 107
Araf 104 Mûsâ dedi ki: "Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim." 125
Araf 99 Yoksa Allah'ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz. 134
Araf 97 Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? 114
Araf 98 Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? 135
Araf 91 Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. 119
Araf 84 Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu. 108
Araf 83 Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu. 138
Araf 81 "Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz." 135
Araf 78 Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. 121
Araf 76 Büyüklük taslayanlar, "Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz." dediler. 113
Araf 68 "Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım." 115
Araf 60 Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler. 108
Araf 55 Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez. 109
Araf 47 Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, "Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma" derler. 129
Araf 45 Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu, eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Onlar ahireti de inkar edenlerdir. 138
Araf 34 Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler. 133
Araf 25 Allah dedi ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız." 122
Araf 24 Allah dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır." 146
Araf 23 Dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz." 146
Araf 21 "Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim" diye de onlara yemin etti. 86
Araf 18 Allah dedi ki: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum." 149
Araf 15 Allah da, "Sen süre verilenlerdensin" dedi. 60
Araf 14 Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver." 114
Araf 7 Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz. 121
Araf 8 O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. 125
Araf 6 Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız.Peygamberlere de elbette soracağız. 112
Araf 4 Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti. 141
Araf 3 Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! 127
Araf 1 Elif Lâm Mîm Sâd. 34
Araf 182 Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz. 134
Araf 183 Ben onlara mühlet veririm. Şüphesiz benim tuzağım çetindir. 83
Araf 191 Hiçbir şeyi yaratamayan, kendileri yaratılan şeyleri Allah'a ortak mı koşuyorlar? 105
Araf 192 Halbuki onlar (edindikleri ilahlar) ne onlara yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler. 125
Araf 196 Çünkü benim velim, Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren Allah'dır. O, bütün salihlere velilik eder. 113
Araf 197 Allah'tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler. 139
Araf 199 Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. 79
Araf 204 Kur'an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin. 101
Araf 205 Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. 127
Araf 206 Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O'na ibadet etmekten büyüklenmezler. O'nu tespih ederler ve yalnız O'na secde ederler. 144
Enfal 3 Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. 135
Enfal 8 Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah'ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi 123
Enfal 9 Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, "Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum" diye cevap vermişti. 143
Enfal 14 İşte şimdi siz tadın onu! Kafirlere bir de cehennem azabı vardır. 90
Enfal 20 Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur'an'ı) dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin. 127
Enfal 21 İşitmedikleri halde, "işittik" diyenler gibi de olmayın. 79
Enfal 25 Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah azabı çetin olandır. 139
Enfal 27 Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber'e hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin. 140
Enfal 28 Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır. 136
Enfal 40 Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. O ne güzel dosttur, O ne güzel yardımcıdır! 125
Enfal 56 Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir. 139
Enfal 57 Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar. 133
Enfal 59 İnkar edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar. 124
Enfal 64 Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü'minlere Allah yeter. 80
Tevbe 1 Allah ve Resûlünden,kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ültimatomdur: 111
Tevbe 22 Onlar orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz, Allah katında büyük bir mükafat vardır. 109
Tevbe 43 Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin? 150
Tevbe 76 Fakat Allah lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler. 126
Tevbe 82 Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar. 102
Tevbe 87 Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar. 140
Tevbe 119 Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. 101
Yunus 95 Sakın Allah'ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. 110
Yunus 91 Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. 88
Yunus 86 Bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar. 69
Yunus 82 Suçluların hoşuna gitmese de, Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir." 100
Yunus 79 Firavun, "Bütün usta sihirbazları bana getirin" dedi. 75
Yunus 80 Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara, "Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)" dedi. 110
Yunus 77 Mûsâ: "Size hak gelince, onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar, iflah olmazlar!" dedi. 143
Yunus 76 Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, "Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir" dediler. 113
Yunus 69 De ki: "Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler." 87
Yunus 63 Onlar iman etmiş ve Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. 90
Yunus 62 Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. 106
Yunus 56 O diriltir ve öldürür; ancak ona döndürüleceksiniz. 78
Yunus 51 (Onlara) "Azap gerçekleştikten sonra mı ona iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz" (denilecek). 137
Yunus 48 "Eğer doğru söyleyenler iseniz, (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?" diyorlar. 114
Yunus 43 İçlerinden sana bakanlar da vardır. Fakat körlere, hele gerçeği görmüyorlarsa, sen mi doğru yolu göstereceksin? 138
Yunus 44 Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler. 113
Yunus 42 Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin? 129
Yunus 33 Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, "Onlar artık imana gelmezler" sözü, işte böylece gerçekleşmiştir. 131
Yunus 29 "Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter." 136
Yunus 25 Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir. 86
Yunus 14 Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik. 129
Yunus 1 Elif, Lâm, Râ. Bunlar hikmet dolu Kitab'ın âyetleridir. 74
Yunus 100 Allah'ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir. 136
Yunus 109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır. 138
Hud 4 Dönüşünüz ancak Allah'adır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. 89
Hud 22 Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. 75
Hud 26 "Allah'tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum." 140
Hud 30 "Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah'tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?" 118
Hud 33 Nûh dedi ki: "Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah'ı) âciz bırakamazsınız." 113
Hud 67 Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. 108
Hud 74 İbrahim'in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı. 136
Hud 75 Çünkü İbrahim çok içli ve Allah'a yönelen bir kimseydi. 79
Hud 77 Elçilerimiz Lût'a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi. 125
Hud 79 Onlar, "İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun" dediler. 133
Hud 80 (Lût da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" dedi. 130
Hud 90 "Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra ona tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir." 129
Hud 99 Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek! 133
Hud 104 Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz. 69
Hud 106 Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır. 112
Hud 113 Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez. 148
Hud 115 Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez. 83
Hud 117 Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez. 105
Hud 121 İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız." 89
Hud 122 "Bekleyin, biz de bekleyeceğiz." 51
Yusuf 1 Elif Lâm Râ. Bunlar, apaçık Kitabın âyetleridir. 69
Yusuf 2 Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an olarak indirdik. 85
Yusuf 3 Sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin. 135
Yusuf 7 Andolsun, Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır. 104
Yusuf 12 "Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz." 104
Yusuf 13 Babaları "Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer diye korkuyorum." 122
Yusuf 14 Onlar da, "Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz" dediler. 146
Yusuf 16 (Yûsuf'u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler. 91
Yusuf 20 O'nu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı. 100
Yusuf 27 "Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir. O (Yûsuf) ise, doğru söyleyenlerdendir." 131
Yusuf 39 "Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha iyidir, yoksa mutlak hakimiyet sahibi olan tek Allah mı?" 133
Yusuf 44 Dediler ki: "Bunlar karma karışık düşlerdir. Biz böyle düşlerin yorumunu bilmiyoruz." 110
Yusuf 55 Yûsuf, "Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim" dedi. 132
Yusuf 57 Elbette ki, ahiret mükâfatı, inananlar ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. 120
Yusuf 61 Dediler ki: "Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız." 88
Yusuf 71 Yûsuf'un kardeşleri onlara dönerek, "Ne yitirdiniz?" dediler. 81
Yusuf 72 Onlar, "Hükümdar'ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim" dediler. 131
Yusuf 73 Dediler ki: "Allah'a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz." 140
Yusuf 74 Onlar, "Eğer yalancı iseniz, hırsızlığın cezası nedir?" dediler. 89
Yusuf 82 "Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz." 128
Yusuf 86 Yakub, "Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah'a arz ederim. Ben Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim" dedi. 142
Yusuf 89 Yûsuf dedi ki: "Siz (henüz) cahil kimseler iken Yûsuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?" 132
Yusuf 91 Dediler ki: "Allah'a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik." 130
Yusuf 92 Yûsuf dedi ki: "Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir. 124
Yusuf 94 Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, "Bana bunak demezseniz, şüphesiz ben Yûsuf'un kokusunu alıyorum" dedi. 137
Yusuf 95 Onlar da, "Allah'a yemin ederiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın" dediler. 102
Yusuf 103 Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir. 97
Yusuf 104 Halbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur'an) âlemler içinde ancak bir öğüttür. 134
Yusuf 105 Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler. 129
Yusuf 106 Onların çoğu Allah'a ancak ortak koşarak inanırlar. 75
Rad 9 O, gaybı da, görülen âlemi de bilendir. Çok büyüktür, çok yücedir. 92
Rad 10 (O'na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. 131
Rad 12 O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. 124
Rad 15 Göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah'a boyun eğer. 121
Rad 19 Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. 143
Rad 20 Onlar, Allah'a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır 96
Rad 24 "Sabretmenize karşılık selam sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!" 111
Rad 28 Onlar, inananlar ve kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur. 139
Rad 29 İnanan ve salih amel işleyenler için, mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır. 101
Rad 39 Allah dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfûz) O'nun yanındadır. 128
İbrahim 14 "Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir." 145
İbrahim 15 Peygamberler Allah'tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı. 101
İbrahim 16 Hüsranın ardından da cehennem vardır. Orada kendisine irinli su içirilecektir. 105
İbrahim 20 Bu Allah'a hiç de güç gelmez. 54
İbrahim 25 Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. 130
İbrahim 33 O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir. 141
İbrahim 35 Hani İbrahim demişti ki: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut." 133
İbrahim 40 "Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle." 132
İbrahim 41 "Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla." 106
İbrahim 49 O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. 82
İbrahim 50 Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir. 84
Hicr 76 O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor. 88
Hicr 77 Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır. 69
Hicr 78 "Eyke" halkı da şüphesiz zalim idiler. 59
Hicr 74 Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. 122
Hicr 75 Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır. 90
Hicr 73 Derken güneşin doğuşu sırasında o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi. 104
Hicr 71 Lût: "İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)" dedi. 95
Hicr 69 "Allah'a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın" dedi. 82
Hicr 70 Onlar, "Biz seni insanlarla ilgilenmekten menetmemiş miydik" dediler. 87
Hicr 67 Şehir halkı sevinerek geldiler. 51
Hicr 68 Lût dedi ki: "Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin." 101
Hicr 66 Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: "Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak." 108
Hicr 63 Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik." 106
Hicr 64 "Biz sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz." 86
Hicr 62 Elçiler (melekler) Lût'un ailesine gelince Lût onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi. 122
Hicr 57 İbrahim, "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi. 64
Hicr 58 Şöyle dediler: "Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik. 83
Hicr 55 "Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma" dediler. 87
Hicr 56 Dedi ki: "Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?" 89
Hicr 53 Onlar, "Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz" dediler. 83
Hicr 54 İbrahim, "Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?" dedi. 127
Hicr 52 Hani misafirler İbrahim'in yanına girmiş ve "Selam" demişlerdi. O da, "Gerçekten biz sizden korkuyoruz" demişti. 134
Hicr 51 Onlara İbrahim'in misafirlerinden de haber ver. 65
Hicr 48 Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir. 103
Hicr 46 Onlara, "Girin oraya esenlikle, güven içinde" denilir. 74
Hicr 43 Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir. 78
Hicr 44 Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır. 94
Hicr 45 Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. 113
Hicr 38 Allah da, "O halde sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi. 138
Hicr 36 İblis: "Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver" dedi. 115
Hicr 35 Allah, "Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir" dedi. 133
Hicr 33 İblis dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem." 134
Hicr 32 Allah, "Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?" dedi. 99
Hicr 30 Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler. 72
Hicr 31 Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. 83
Hicr 27 Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık. 74
Hicr 26 Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. 105
Hicr 23 Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz 103
Hicr 24 Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da. 95
Hicr 19 Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik. 121
Hicr 20 Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. 121
Hicr 21 Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz. 119
Hicr 18 Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir. 100
Hicr 17 Onu kovulmuş her şeytandan koruduk. 55
Hicr 16 Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik. 86
Hicr 13 Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar. 118
Hicr 10 Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik. 93
Hicr 11 Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı. 76
Hicr 12 Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız. 108
Hicr 9 Şüphesiz o zikri (Kur'an'ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. 99
Hicr 7 "Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!" 78
Hicr 8 Biz melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez. 109
Hicr 6 Dediler ki: "Ey kendisine Zikir (Kur'an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!" 98
Hicr 5 Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz. 74
Hicr 4 Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır. 101
Hicr 3 Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler. 135
Hicr 1 Elif Lâm Râ. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur'an'ın âyetleridir. 87
Hicr 2 İnkar edenler, "Keşke müslüman olsaydık" diye çok arzu edeceklerdir. 91
Hicr 80 Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı. 73
Hicr 81 Biz onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi. 87
Hicr 82 Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı. 71
Hicr 83 Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi. 90
Hicr 84 Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi. 78
Hicr 86 Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve herşeyi) bilenin ta kendisidir. 94
Hicr 87 Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve büyük Kur'an'ı verdik. 89
Hicr 89 De ki: "Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım." 70
Hicr 90 Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik. 96
Hicr 91 Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar ederek) Kur'an'ı da parça parça edenlerdir. 117
Hicr 93 Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız. 94
Hicr 94 Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah'a ortak koşanlara aldırış etme. 125
Hicr 96 Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilah edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler. 121
Hicr 97 Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. 110
Hicr 98 O halde Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol. 86
Hicr 99 Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et. 60
Nahl 3 Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir. 135
Nahl 4 İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. Böyle iken bakarsın ki o, Rabbine açık bir hasım kesilmiştir 129
Nahl 5 Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yersiniz. 129
Nahl 6 Onları akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır. 120
Nahl 9 Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi. 128
Nahl 17 Şu halde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? 94
Nahl 19 Allah gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilir. 74
Nahl 20 Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyler, yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar. 121
Nahl 21 Onlar diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar. 110
Nahl 24 Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" denildiği zaman, "Öncekilerin masalları" dediler. 100
Nahl 34 Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı. 124
Nahl 40 Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, "ol" dememizdir. O da hemen oluverir. 124
Nahl 42 Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. 81
Nahl 49 Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah'a boyun eğerler. 113
Nahl 50 Üzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar. 112
Nahl 51 Allah şöyle dedi: "İki ilah edinmeyin. O, ancak tek ilahtır. O halde yalnız benden korkun." 114
Nahl 54 Sonra sizden o sıkıntıyı giderince, bir de bakarsınız, içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar. 124
Nahl 57 Onlar, kızları Allah'a nispet ediyorlar -ki O bundan uzaktır- kendilerine ise, canlarının istediğini. 125
Nahl 58 Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! 110
Nahl 74 Artık Allah'a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. Çünkü Allah bilir siz bilmezsiniz. 121
Nahl 82 Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir. 109
Nahl 83 Onlar, Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Onların çoğu kâfirlerdir. 108
Nahl 85 O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez. 126
Nahl 87 Onlar o gün Allah'a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur. 119
Nahl 98 Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın. 80
Nahl 99 Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur. 130
Nahl 100 Şeytanın hakimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah'a ortak koşanlar üzerindedir. 108
Nahl 104 Allah'ın âyetlerine inanmayanları Allah elbette doğru yola iletmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır. 130
Nahl 105 Yalanı, ancak Allah'ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir. 123
Nahl 109 Hiç şüphesiz onlar, ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir. 92
Nahl 113 Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi. 141
Nahl 117 (Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Halbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır. 122
Nahl 120 Şüphesiz İbrahim, Allah'a itaat eden, hakka yönelen bir önder idi. Allah'a ortak koşanlardan değildi. 128
Nahl 121 Onun nimetlerine şükreden bir önderdi. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti. 105
Nahl 122 Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir. 88
Nahl 123 Sonra da sana, "Hakka yönelen İbrahim'in dinine uy. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi" diye vahyettik. 128
Nahl 128 Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir. 106
İsra 11 İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir. 86
İsra 14 "Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter" denilecektir. 95
İsra 20 Rabbinin lütfundan her birine; onlara da, bunlara da veririz. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir. 137
İsra 22 Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın. 126
İsra 26 Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma. 102
İsra 28 Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle. 142
İsra 29 Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. 107
İsra 32 Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. 109
İsra 37 Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin. 129
İsra 38 Bütün bu sayılanların kötü olanları Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir. 99
İsra 43 Allah, her türlü eksiklikten uzaktır, onların söylediklerinin ötesindedir, yücedir. 109
İsra 45 Kur'an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. 105
İsra 48 Bak senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar. 114
İsra 50 De ki: "(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!" 73
İsra 65 "Şüphesiz, (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olmayacaktır. Vekil olarak Rabbin yeter!" 132
İsra 72 Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır. 107
İsra 74 Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık az kalsın onlara biraz meyledecektin. 98
İsra 81 De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur." 96
İsra 83 İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer. 122
İsra 84 De ki: "Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir." 124
İsra 85 Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir." 132
İsra 87 Ancak Rabbin'den bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü O'nun sana olan lütfu büyüktür. 114
İsra 105 Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. 134
İsra 106 Biz Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik. 118
İsra 108 "Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin va'di mutlaka gerçekleşecektir" derler. 101
İsra 109 Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Bu da onların derin saygısını artırır. 110
Kehf 1 Hamd, kuluna Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah'a mahsustur. 110
Kehf 6 Demek sen, bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin! 116
Kehf 8 Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz. 109
Kehf 9 Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın? 117
Kehf 11 Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık. (Onları uyuttuk) 121
Kehf 12 Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim. 128
Kehf 23 Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım" deme! 80
Kehf 25 Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler. 92
Kehf 30 Gerçek şu ki iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz. 125
Kehf 35 Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum." 126
Kehf 36 "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum." 133
Kehf 38 "Fakat O Allah benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam." 88
Kehf 41 "Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile." 101
Kehf 43 Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi. 132
Kehf 59 İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler... Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik. 130
Kehf 61 Onlar iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti. 127
Kehf 64 Mûsâ: "İşte aradığımız bu idi" dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisin geri döndüler. 131
Kehf 66 Mûsâ ona, "Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?" dedi. 139
Kehf 67 Adam şöyle dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin." 94
Kehf 68 "İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?" 86
Kehf 69 Mûsâ, "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim" dedi. 115
Kehf 72 Adam, "Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi. 88
Kehf 73 Mûsâ, "Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!" dedi. 106
Kehf 75 Adam, "Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?" dedi. 87
Kehf 80 "Çocuğa gelince, anası babası mü'min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk." 129
Kehf 81 "Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik." 132
Kehf 83 (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: "Size ondan bir anı okuyacağım." 125
Kehf 84 Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik. 126
Kehf 85 O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu. 65
Kehf 89 Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu. 58
Kehf 91 İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır. 97
Kehf 92 Sonra yine bir yol tuttu. 43
Kehf 93 İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu. 118
Kehf 97 Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler. 64
Meryem 1 Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd. 38
Meryem 2 Bu, Rabbinin, Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır. 82
Meryem 3 Hani o Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı. 65
Meryem 15 Doğduğu gün, öleceği gün ve diriltileceği gün ona selam olsun! 90
Meryem 18 Meryem, "Senden, Rahmân'a sığınırım. Eğer Allah'tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)" dedi. 127
Meryem 19 Cebrail, "Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim" dedi. 125
Meryem 22 Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi. 90
Meryem 25 . "Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün." 92
Meryem 28 "Ey Hârûn'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi." 115
Meryem 29 Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler. 138
Meryem 30 Bebek şöyle konuştu: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı (İncil'i) verdi ve beni bir peygamber yaptı." 141
Meryem 31 "Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti." 130
Meryem 32 "Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı." 86
Meryem 33 "Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir)." 112
Meryem 34 Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur. 99
Meryem 36 Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O'na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur. 140
Meryem 39 Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar. 116
Meryem 40 Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler. 124
Meryem 41 Kitapta İbrahim'i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi. 109
Meryem 43 "Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim." 118
Meryem 44 "Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân'a isyankâr olmuştur." 97
Meryem 51 Kitapta, Mûsâ'yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resül, bir nebi idi. 107
Meryem 52 Ona, Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık. 131
Meryem 53 Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn'u bir nebi olarak kendisine bahşettik. 94
Meryem 54 Kitap'ta İsmail'i de an. Şüphesiz o sözünde duran bir kimse idi. Bir resül, bir nebi idi. 115
Meryem 55 Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb'inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı. 106
Meryem 56 Kitap'ta İdris'i de an. Şüphesiz o doğru sözlü bir kimse, bir nebi idi. 97
Meryem 57 Onu yüce bir makama yükselttik. 53
Meryem 63 İşte bu, kullarımızdan Allah'a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir. 118
Meryem 66 İnsan, "Öldüğümde gerçekten diri olarak (topraktan) çıkarılacak mıyım?" der. 107
Meryem 67 İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? 108
Meryem 69 Sonra her bir topluluktan, Rahman'a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız. 118
Meryem 70 Sonra, oraya girmeye en layık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz. 92
Meryem 71 (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir. 143
Meryem 74 Biz onlardan önce, mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik. 110
Meryem 77 Âyetlerimizi inkar edip "Bana elbette mal ve evlat verilecek!" diyen kimseyi gördün mü? 109
Meryem 78 Gaybı mı görüp bilmiş, yoksa Rahmân'dan bir söz mü almış? 87
Meryem 80 Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek. 128
Meryem 81 Onlar, kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler. 122
Meryem 82 Hayır! İlahları, onların ibadetlerini inkar edecekler ve kendilerine düşman olacaklar. 112
Meryem 87 Rahmân'ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. 118
Meryem 88 Onlar, "Rahmân bir çocuk edindi" dediler. 63
Meryem 89 Andolsun, siz çok çirkin bir şey ortaya attınız. 73
Meryem 92 Halbuki Rahmân'a bir çocuk edinmek yakışmaz. 68
Meryem 93 Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman'a kul olarak gelecektir. 81
Meryem 94 Andolsun, Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır. 90
Meryem 95 Onlar(ın her biri) kıyamet günü O'na tek başına gelecektir. 82
Meryem 96 İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır. 104
Ta Ha 1 Tâ Hâ. 23
Ta Ha 4 (O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir. 85
Ta Ha 5 Rahmân, Arş'a kurulmuştur. 47
Ta Ha 6 Göklerdeki, yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey, yalnızca O'nundur. 114
Ta Ha 7 Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da. 138
Ta Ha 8 Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. En güzel isimler O'nundur. 100
Ta Ha 9 Mûsâ'nın haberi sana ulaştı mı? 55
Ta Ha 11 Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ!" 83
Ta Ha 12 "Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ'dasın." 127
Ta Ha 13 "Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle." 93
Ta Ha 14 "Şüphe yok ki ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl." 140
Ta Ha 16 "Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helak olursun!" 148
Ta Ha 17 "Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?" 53
Ta Ha 19 Allah, "Onu yere at ey Mûsâ!" dedi. 56
Ta Ha 20 Mûsâ da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş! 92
Ta Ha 21 Allah şöyle dedi: "Tut onu. Korkma! Biz onu yine eski durumuna döndüreceğiz." 101
Ta Ha 24 "Firavun'a git, çünkü o azmıştır." 59
Ta Ha 25 Mûsâ dedi ki: "Rabbim! Gönlüme ferahlık ver." 69
Ta Ha 26 "İşimi bana kolaylaştır." 48
Ta Ha 28 "Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar." 73
Ta Ha 29 "Bana ailemden birini yardımcı yap," 57
Ta Ha 30 "Kardeşim Hârûn'u." 41
Ta Ha 31 "Onunla gücümü artır." 45
Ta Ha 32 "Onu işime ortak et." 41
Ta Ha 33 "Seni çok tespih edelim diye", 48
Ta Ha 34 "Seni çok zikredelim diye." 49
Ta Ha 35 "Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin." 62
Ta Ha 36 Allah şöyle dedi: "İstediğin sana verildi ey Mûsâ!" 76
Ta Ha 37 "Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk." 73
Ta Ha 38 "Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:" 79
Ta Ha 41 "Ben seni kendim için seçtim." 51
Ta Ha 42 "Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin." 121
Ta Ha 43 "Firavun'a gidin. Çünkü o azmıştır." 63
Ta Ha 44 "Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar." 84
Ta Ha 46 Allah şöyle dedi: "Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim. İşitirim ve görürüm." 108
Ta Ha 48 "Şüphesiz bize, azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu." 99
Ta Ha 49 Firavun, "Sizin Rabbiniz kim, ey Mûsâ?" dedi. 64
Ta Ha 50 Mûsâ, "Rabbimiz her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren, sonra onlara yol gösterendir" dedi. 130
Ta Ha 51 Firavun, "Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?" dedi. 73
Ta Ha 56 Andolsun, biz ona (Firavun'a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti. 120
Ta Ha 57 Şöyle dedi: "Ey Mûsâ! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?" 101
Ta Ha 59 Mûsâ, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi. 109
Ta Ha 60 Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi. 109
Ta Ha 62 Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular. 100
Ta Ha 65 Sihirbazlar: "Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz" dediler. 110
Ta Ha 67 Bunun üzerine Mûsâ içinde bir korku hissetti. 68
Ta Ha 68 Şöyle dedik: "Korkma (ey Mûsâ!). Çünkü, sensin en üstün olan." 92
Ta Ha 79 Firavun halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi. 80
Ta Ha 83 (Mûsâ Tûr'a varınca): "Seni, acele ile kavminden uzaklaştıran nedir, ey Mûsâ?" (dedik.) 114
Ta Ha 84 Mûsâ şöyle dedi: "Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim." 140
Ta Ha 85 Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Sâmirî onları saptırdı" dedi. 109
Ta Ha 91 Onlar da, "Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz" dediler. 108
Ta Ha 95 Mûsâ, "Ya senin derdin neydi ey Samirî?" dedi. 68
Ta Ha 98 Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'tır. O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır 131
Ta Ha 100 Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o, kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir. 122
Ta Ha 102 O gün günahkârları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz. 111
Ta Ha 105 (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. De ki: "Rabbim onları toz edip savuracak." 136
Ta Ha 106 "Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır." 88
Ta Ha 107 "Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin." 78
Ta Ha 109 O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. 127
Ta Ha 112 Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan. 125
Ta Ha 118 "Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur." 85
Ta Ha 119 "Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın." 86
Ta Ha 122 Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. 95
Ta Ha 125 O da şöyle der: "Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum halde, niçin beni kör olarak haşrettin?" 124
Ta Ha 126 Allah "Evet, öyle. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun" der. 133
Enbiya 1 İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler. 110
Enbiya 4 Peygamber onlara dedi ki: "Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir." 135
Enbiya 6 Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler? 123
Enbiya 8 Biz onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi. 110
Enbiya 11 Biz zulmetmekte olan nice memleket kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. 130
Enbiya 12 Onlar azabımızı hissedince hemen oradan süratle kaçıyorlardı. 88
Enbiya 14 "Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik" dediler. 83
Enbiya 15 Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti. 113
Enbiya 16 Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. 85
Enbiya 17 Eğer bir eğlence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık. 127
Enbiya 20 Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler. 70
Enbiya 21 Yoksa yerden, ölüleri diriltebilecek bir takım ilahlar mı edindiler? 92
Enbiya 23 O, yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. 86
Enbiya 27 Onlar Allah'tan önce söz söylemezler ve hep onun emriyle iş görürler. 95
Enbiya 33 O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. 114
Enbiya 34 Biz senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar? 128
Enbiya 37 İnsan çok aceleci (tezcanlı) yaratılmıştır. Size yakında âyetlerimi göstereceğim. Şimdi acele etmeyin. 134
Enbiya 38 Bir de "Eğer doğru söyleyenler iseniz bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar. 107
Enbiya 45 De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. 126
Enbiya 46 Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak "Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik" diyeceklerdir. 153
Enbiya 49 Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar. 121
Enbiya 50 İşte bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz? 125
Enbiya 51 Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk. 129
Enbiya 52 Hani o babasına ve kavmine, "Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?" demişti. 99
Enbiya 53 "Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk" dediler. 75
Enbiya 54 İbrahim, "Andolsun, Siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi. 108
Enbiya 55 "Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?" dediler. 94
Enbiya 57 Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım. 130
Enbiya 59 Onlar, "Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir" dediler. 102
Enbiya 60 (İçlerinden bazıları), "İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk" dediler. 122
Enbiya 61 (Bir kısmı da) "O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler" dediler. 138
Enbiya 62 (İbrahim gelince) "Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim" dediler. 96
Enbiya 63 Dedi ki, "Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa onlara sorun, bakalım!" 117
Enbiya 64 Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz" dediler. 111
Enbiya 65 Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, "Andolsun bunların konuşmayacağını sen de bilirsin" dediler. 133
Enbiya 68 (İçlerinden bazıları), "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin" dediler. 129
Enbiya 69 "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve esenlik ol" dedik. 77
Enbiya 70 Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük. 121
Enbiya 71 Onu Lût ile beraber kurtarıp, içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık. 120
Enbiya 72 Ona İshak'ı ve ayrıca da Yakub'u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık. 107
Enbiya 75 Onu rahmetimizin içine soktuk. Çünkü o, gerçekten salih kimselerdendi. 95
Enbiya 85 İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi. 100
Enbiya 86 Onları da rahmetimizin içine soktuk. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi. 96
Enbiya 88 Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız. 126
Enbiya 93 (İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Hepsi de ancak bize dönecekler. 115
Enbiya 95 Helak ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkansızdır. 93
Enbiya 96 Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc'ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler. 103
Enbiya 98 Hiç şüphesiz siz ve Allah'tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız. 126
Enbiya 99 Eğer onlar ilah olsalardı oraya varmazlardı. Halbuki hepsi orada ebedi kalacaklardır. 109
Enbiya 100 Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler. 108
Enbiya 102 Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar. 133
Enbiya 105 Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebûr'da da, "Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır" diye yazmıştık. 145
Enbiya 106 Şüphesiz bunda Allah'a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır. 101
Enbiya 107 (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. 82
Enbiya 108 De ki: "Bana ancak, ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık müslüman oluyor musunuz?" 136
Enbiya 110 "Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir." 106
Enbiya 111 "Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır." 107
Hac 1 Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. 122
Hac 6 Bu böyle. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O ölüleri diriltir ve O her şeye hakkıyla kadirdir. 129
Hac 7 Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah kabirdeki kimseleri diriltecektir. 137
Hac 10 (Ona), "İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Allah kesinlikle kullara zulmedici değildir" (denir.) 142
Hac 12 O, Allah'ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir. 135
Hac 13 Zararı faydasından daha yakın olana tapar. O (taptığı) ne kötü yardımcı, ne fena yoldaştır! 120
Hac 16 Böylece biz Kur'an'ı apaçık âyetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir. 122
Hac 20 Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. 75
Hac 21 Onlar için bir de demirden topuzlar vardır. 62
Hac 24 Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye layık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir. 131
Hac 27 İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. 142
Hac 29 Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'i (Kâbe'yi) tavaf etsinler. 121
Hac 38 Şüphesiz, Allah inananları savunur. Doğrusu Allah hiçbir haini, nankörü sevmez. 102
Hac 49 De ki: "Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım." 90
Hac 50 Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya, işte onlar için bir bağışlama, güzel bir nimet (cennet) vardır. 136
Hac 51 Âyetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. 112
Hac 57 İnkar edip âyetlerimizi yalanlamış olanlara gelince, onlar için de alçaltıcı bir azap vardır. 119
Hac 64 . Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir, elbette övgüye layıktır. 134
Hac 66 O, size hayat veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da diriltecek olandır. Şüphesiz, insan çok nankördür. 132
Hac 68 Eğer seninle mücadele ederlerse, de ki: "Allah yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir." 109
Hac 69 Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. 129
Hac 74 Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. 114
Hac 75 Allah meleklerden de resüller seçer, insanlardan da. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. 130
Hac 77 Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. 123
Müminun 1 Mü'minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. 64
Müminun 2 Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. 72
Müminun 3 Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. 87
Müminun 4 Onlar ki, zekatı öderler. 48
Müminun 5 Onlar ki, ırzlarını korurlar. 53
Müminun 7 Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır. 88
Müminun 8 Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler. 88
Müminun 9 Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler. 69
Müminun 10 İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. 69
Müminun 11 Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır. 98
Müminun 12 Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. 91
Müminun 13 Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik. 107
Müminun 15 Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz. 84
Müminun 16 Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz. 93
Müminun 17 Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık.3 Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz. 118
Müminun 22 Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. 72
Müminun 25 "Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz." 105
Müminun 26 (Nûh), "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi. 90
Müminun 28 Sen ve beraberindeki kimseler gemiye bindiğiniz zaman: "Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah'a hamd olsun" de. 135
Müminun 29 Yine de ki: "Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın." 121
Müminun 30 Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz. 106
Müminun 31 Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık. 90
Müminun 34 "Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız." 105
Müminun 36 "Halbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!" 73
Müminun 37 "Hayat, bu dünya hayatından ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Biz tekrar diriltilecek değiliz." 121
Müminun 38 "Bu, Allah'a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Biz ona inanmayız." 111
Müminun 39 O peygamber, "Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi. 95
Müminun 40 Allah, "Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!" dedi. 82
Müminun 42 Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık. 77
Müminun 43 Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de. 89
Müminun 47 Bu yüzden, "Kavimleri bize kul köle iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız" dediler. 114
Müminun 48 Böylece ikisini de yalanladılar, bu yüzden de helak edilenlerden oldular. 98
Müminun 49 Andolsun, hidayete ersinler diye Mûsâ'ya Kitabı (Tevrat'ı) verdik. 92
Müminun 53 (İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir. 138
Müminun 54 Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak! 115
Müminun 57 Rablerinin azametinden korkup titreyenler, 64
Müminun 58 Rablerinin âyetlerine inananlar, 55
Müminun 59 Rablerine ortak koşmayanlar, 50
Müminun 60 Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler, 92
Müminun 61 İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler. 94
Müminun 65 Boşuna feryat edip durmayın bugün. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz. 97
Müminun 69 Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkar ediyorlar? 113
Müminun 73 Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun. 78
Müminun 74 Fakat ahirete inanmayanlar, ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar. 86
Müminun 76 Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve ona yalvarıp yakarmadılar. 142
Müminun 78 Halbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! 124
Müminun 79 O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O'nun huzurunda toplanacaksınız. 106
Müminun 81 Hayır onlar, öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler. 92
Müminun 84 De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?" 100
Müminun 85 Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?" de. 109
Müminun 86 De ki: "Yedi kat göklerin Rabbi, büyük Arş'ın Rabbi kimdir?" 87
Müminun 87 ."Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise ona karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de. 110
Müminun 89 "Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?" de. 88
Müminun 90 Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar. 98
Müminun 94 De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma." 140
Müminun 95 Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter. 104
Müminun 97 De ki: "Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım." 94
Müminun 98 "Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım." 99
Müminun 102 Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. 113
Müminun 104 Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar. 81
Müminun 105 Allah, "Âyetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz, değil mi?" der. 105
Müminun 106 Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk." 131
Müminun 107 "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz." 132
Müminun 108 Allah, "Aşağılık içinde kalın orada, artık benimle konuşmayın!" der. 98
Müminun 110 Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz. 129
Müminun 112 Allah (inkarcılara) "Yeryüzünde kaç sene kaldınız?" diye sorar. 92
Müminun 113 Onlar, "Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor" derler. 114
Müminun 114 Allah şöyle der: "Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız." 120
Müminun 115 "Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" 111
Müminun 116 Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Ondan başka hiç ilah yoktur. O şerefli ve yüce arşın Rabbidir. 133
Müminun 118 De ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!" 114
Nur 5 Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 135
Nur 17 Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor. 121
Nur 18 Allah size âyetleri açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 116
Nur 42 Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş de ancak Allah'adır. 99
Nur 44 Allah, geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır. 128
Nur 46 Andolsun, biz açıklayıcı âyetler indirdik. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. 108
Nur 49 Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise, boyun eğerek ona gelirler. 96
Nur 56 Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin. 103
Furkan 1 Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân'ı indiren Allah'ın şanı yücedir. 103
Furkan 9 (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar. 144
Furkan 12 Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler. 118
Furkan 14 (Kendilerine) "Bugün bir kere yok olmayı istemeyin, bir çok kere yok olmayı isteyin!" (denir.) 118
Furkan 23 Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik. 118
Furkan 24 O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir. 109
Furkan 25 O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir. 110
Furkan 26 O gün gerçek hükümranlık Rahmân'ındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır. 105
Furkan 28 "Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!" 77
Furkan 29 "Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir." 136
Furkan 30 Peygamber, "Ey Rabbim! Kavmim şu Kur'an'ı terkedilmiş bir şey haline getirdi" dedi. 105
Furkan 35 Andolsun, Biz, Mûsâ'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve kardeşi Hârûn'u da ona yardımcı kıldık. 122
Furkan 36 Onlara, "Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin" dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik. 111
Furkan 38 Âd ve Semûd kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik. 119
Furkan 39 Bunların herbirine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik. 115
Furkan 43 Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? 108
Furkan 46 Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik. 62
Furkan 47 O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır. 127
Furkan 51 Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik. 72
Furkan 52 Öyle ise kafirlere itaat etme, onlara karşı bu Kur'an'la büyük bir mücadele ver. 106
Furkan 54 O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir. 140
Furkan 56 Biz seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 81
Furkan 57 De ki: "Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum." 148
Furkan 64 Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir. 87
Furkan 66 "Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası." 88
Furkan 67 Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. 141
Furkan 69 Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır. 110
Furkan 71 Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner. 118
Furkan 73 Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler. 123
Furkan 76 Orada ebedi kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır! 97
Şuara 1 Ta Sin Mim. 27
Şuara 2 Bunlar, apaçık Kitab'ın âyetleridir. 59
Şuara 3 Ey Muhammed! Mü'min olmuyorlar diye adetâ kendini helak edeceksin! 87
Şuara 4 Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar 106
Şuara 5 Rahmân'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler. 94
Şuara 6 Onlar (Allah'ın âyetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek. 129
Şuara 7 Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik. 106
Şuara 8 Şüphesiz bunlarda (Allah'ın varlığına) bir delil vardır, ama onların çoğu inanmamaktadırlar. 122
Şuara 9 Şüphesiz senin Rabbin, elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. 95
Şuara 12 Mûsâ şöyle dedi: "Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum." 108
Şuara 13 "Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Hârûn'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)." 133
Şuara 14 "Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım." 121
Şuara 15 Allah dedi ki, "Hayır, korkma! Mucizelerimizle gidin. Çünkü biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz." 136
Şuara 16 "Firavun'a gidin ve deyin: "Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz", 93
Şuara 17 "İsrailoğullarını bizimle beraber gönder." 69
Şuara 19 "(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin." 105
Şuara 20 Mûsâ şöyle dedi: "Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım." 116
Şuara 22 "Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir." 123
Şuara 23 Firavun, "Âlemlerin Rabbi de nedir?" dedi. 61
Şuara 25 Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) "dinlemez misiniz?" dedi. 93
Şuara 26 Mûsâ, "O, sizin de Rabbiniz, geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi. 94
Şuara 27 Firavun, "Bu size gönderilen peygamberiniz, şüphesiz delidir" dedi. 90
Şuara 29 Firavun, "Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim." 116
Şuara 30 Mûsâ, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi. 81
Şuara 31 Firavun, "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi. 81
Şuara 32 Bunun üzerine Mûsâ, asasını attı, bir de ne görsünler asa açıkça kocaman bir yılan olmuş. 122
Şuara 33 Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş. 96
Şuara 34 Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu bilgin bir sihirbazdır" dedi. 105
Şuara 35 "Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?" 94
Şuara 36 Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy.Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder." 100
Şuara 37 "Sana bütün usta sihirbazları getirsinler." 66
Şuara 38 Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler. 107
Şuara 39 İnsanlara da "Siz de toplanır mısınız?" denildi. 72
Şuara 40 "Umarız, üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız" (dediler.) 79
Şuara 41 Sihirbazlar gelince, Firavun'a, "Eğer biz üstün gelirsek gerçekten bize bir mükafat var mı?" dediler. 127
Şuara 42 Firavun, "Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız" dedi. 103
Şuara 43 Mûsâ onlara, "Hadi ortaya atacağınız şeyi atın" dedi. 80
Şuara 45 Mûsâ da asasını attı. Bir de ne görsünler, asâ onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor. 126
Şuara 46 Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. 74
Şuara 47 "Âlemlerin Rabbine inandık" dediler. 58
Şuara 48 "Mûsâ'nın ve Hârûn'un Rabbi'ne." 59
Şuara 50 Sihirbazlar şöyle dediler: "Zararı yok, mutlaka Rabbimize döneceğiz." 96
Şuara 52 Biz Mûsâ'ya, "Kullarımı geceleyin yola çıkar, muhakkak ki takip edileceksiniz" diye vahyettik. 120
Şuara 53 Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. 75
Şuara 54 Dedi ki, "Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur." 75
Şuara 55 "Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar." 61
Şuara 56 "Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz." 66
Şuara 58 Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık. 125
Şuara 59 İşte böyle yaptık ve onlara, İsrailoğullarını mirasçı kıldık. 93
Şuara 60 Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular. 81
Şuara 61 İki topluluk birbirini görünce Mûsâ'nın arkadaşları, "Eyvah yakalandık" dediler. 107
Şuara 62 Mûsâ, "Hayır!, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir" dedi. 98
Şuara 64 Ötekileri de oraya yaklaştırdık. 56
Şuara 65 Mûsâ'yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. 72
Şuara 66 Sonra ötekileri suda boğduk. 50
Şuara 67 Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi. 98
Şuara 68 Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. 98
Şuara 69 Ey Muhammed! Onlara İbrahim'in haberini de oku. 68
Şuara 70 Hani o babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti. 80
Şuara 71 "Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz" demişlerdi. 88
Şuara 72 İbrahim dedi ki: "Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?" 91
Şuara 73 "Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?" 66
Şuara 74 "Hayır, ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk" dediler. 83
Şuara 76 İbrahim şöyle dedi: "Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?" 113
Şuara 77 "Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah dostumdur." 106
Şuara 78 "O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir." 73
Şuara 79 "O, bana yediren ve içirendir." 50
Şuara 80 "Hastalandığımda da O bana şifa verir." 63
Şuara 81 "O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır." 78
Şuara 82 "O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur." 89
Şuara 83 "Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat." 90
Şuara 84 "Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl." 85
Şuara 85 "Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle." 63
Şuara 86 "Babamı da bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır." 95
Şuara 87 "(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!" 72
Şuara 88 "O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!" 63
Şuara 89 "Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka." 65
Şuara 90 Cennet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak. 86
Şuara 95 Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar. 113
Şuara 96 Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler: 75
Şuara 97 "Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz." 94
Şuara 98 Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk." 72
Şuara 99 Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı." 72
Şuara 100 İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok." 70
Şuara 101 "Candan bir dostumuz da yok." 50
Şuara 102 Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak. 84
Şuara 103 Elbet bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmiş değillerdi. 92
Şuara 104 Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır. 101
Şuara 105 Nûh'un kavmi de Peygamberleri yalanladı. 63
Şuara 106 Hani kardeşleri Nûh, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" 120
Şuara 107 "Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." 84
Şuara 108 "Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin." 83
Şuara 109 "Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir." 135
Şuara 110 "O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!" 84
Şuara 111 Dediler ki: "Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken, biz hiç sana inanır mıyız." 108
Şuara 112 Nûh şöyle dedi: "Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?" 96
Şuara 113 "Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!" 93
Şuara 114 "Ben inananları kovacak değilim." 56
Şuara 115 "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." 60
Şuara 116 Dediler ki: "Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!" 107
Şuara 117 Nûh şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı." 76
Şuara 118 "Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar." 113
Şuara 119 Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık. 100
Şuara 120 Sonra da geride kalanları suda boğduk. 61
Şuara 121 Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. 102
Şuara 122 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır. 100
Şuara 123 Âd kavmi de peygamberleri yalanladı. 59
Şuara 124 Hani kardeşleri Hûd, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" 120
Şuara 125 "Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." 83
Şuara 126 "Öyle ise Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin." 88
Şuara 127 "Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir." 133
Şuara 128 "Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?" 101
Şuara 129 "İçlerinde ebedi yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?" 96
Şuara 130 "Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız." 74
Şuara 131 "Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin." 85
Şuara 135 "Çünkü ben, sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum." 95
Şuara 136 Dediler ki: "Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir." 107
Şuara 137 "Bu, öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir." 82
Şuara 138 "Biz azaba uğratılacak da değiliz." 57
Şuara 140 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. 93
Şuara 141 Semûd kavmi de Peygamberleri yalanladı. 62
Şuara 142 Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" 120
Şuara 143 "Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." 71
Şuara 144 "Öyle ise Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!" 90
Şuara 145 "Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir." 133
Şuara 149 "Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz." 74
Şuara 150 "Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin." 83
Şuara 152 "Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin." 115
Şuara 153 Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin." 68
Şuara 154 "Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir." 126
Şuara 156 "Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar." 111
Şuara 157 Derken onu kestiler, fakat pişman oldular. 62
Şuara 158 Böylece onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. 135
Şuara 159 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. 92
Şuara 160 Lût'un kavmi de peygamberleri yalanladı. 61
Şuara 161 Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" 119
Şuara 162 "Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." 84
Şuara 163 "Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin." 83
Şuara 164 "Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir." 133
Şuara 167 Dediler ki: "Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!" 134
Şuara 168 Lût şöyle dedi: "Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım." 110
Şuara 169 "Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar." 91
Şuara 171 Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık. 128
Şuara 172 Sonra diğerlerini helâk ettik. 53
Şuara 174 Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. 110
Şuara 175 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. 93
Şuara 176 Eyke halkı da peygamberleri yalanladı. 61
Şuara 177 Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" 107
Şuara 178 "Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." 86
Şuara 179 Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 81
Şuara 180 "Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir." 135
Şuara 181 Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın." 72
Şuara 182 "Doğru terazi ile tartın." 47
Şuara 184 "Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının." 86
Şuara 185 Onlar şöyle dediler: "Sen ancak büyülenmişlerdensin." 79
Şuara 186 Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz." 103
Şuara 187 "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi gökten üzerimize bir parça düşür." 105
Şuara 188 Şuayb, "Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi. 76
Şuara 190 Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. 102
Şuara 191 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. 93
Şuara 192 Şüphesiz bu Kur'an, âlemlerin Rabbi'nin indirmesidir. 77
Şuara 195 Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir. 133
Şuara 196 Şüphesiz bu (Kur'an'ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı. 99
Şuara 197 İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? 122
Şuara 199 Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı. 128
Şuara 200 İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) suçluların kalbine soktuk. 85
Şuara 204 Bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar? 75
Şuara 205 Ey Muhammed! Ne dersin; biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak, 106
Şuara 206 Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse, (halleri nice olurdu?) 94
Şuara 207 (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı. 89
Şuara 208 Biz hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik. 84
Şuara 209 Bu bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz. 64
Şuara 210 O Kur'an'ı şeytanlar indirmemiştir. 59
Şuara 211 Zaten bu onların harcı değildir, buna güçleri de yetmez. 82
Şuara 212 Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır. 84
Şuara 213 Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun! 121
Şuara 214 (Önce) en yakın akrabanı uyar. 54
Şuara 215 Mü'minlerden sana uyanlara kanatlarını indir. 69
Şuara 216 Eğer sana karşı gelirlerse, "Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım" de. 115
Şuara 220 Şüphesiz O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 75
Şuara 221 Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? 73
Şuara 222 Onlar, her günahkâr yalancıya inerler. 62
Şuara 223 Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır. 92
Şuara 224 Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar. 65
Şuara 226 Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler. 125
Neml 9 "Ey Mûsâ! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım." 103
Neml 6 Şüphesiz bu Kur’an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir. 110
Neml 5 Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. 115
Neml 4 Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar. 135
Neml 1 Ta-Sîn. Bunlar Kur’an’ın, apaçık bir kitabın âyetleridir. 74
Neml 13 Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler. 116
Neml 26 Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Büyük Arş’ın Rabbidir. 90
Neml 27 Süleyman, Hüdhüd’e şöyle dedi: "Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz." 115
Neml 28 "Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak." 110
Neml 29 Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: "Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı." 100
Neml 33 Dediler ki: "Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün." 112
Neml 35 "Ben onlara bir hediye gönderip elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım." 93
Neml 38 Süleyman, "Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?" 127
Neml 39 Cinlerden bir ifrit,"Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim" dedi. 140
Neml 41 Süleyman, "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" dedi. 122
Neml 43 Daha önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi. 117
Neml 48 Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı. 126
Neml 50 Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu. 82
Neml 51 Bak onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekün helak ettik. 105
Neml 52 İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır. 121
Neml 53 İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık. 84
Neml 55 "Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz." 127
Neml 57 Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik. 115
Neml 67 İnkar edenler dediler ki: "Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?" 134
Neml 69 De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın." 92
Neml 70 Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme. 89
Neml 71 Onlar, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar. 96
Neml 72 De ki: "Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır." 101
Neml 73 Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler. 105
Neml 74 Şüphesiz senin Rabbin onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir. 123
Neml 75 Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın. 115
Neml 76 Şüphesiz bu Kur’an İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor. 119
Neml 77 Şüphesiz o, elbette mü’minler için bir hidayet ve bir rahmettir. 78
Neml 78 Şüphesiz senin Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla bilendir. 120
Neml 79 Öyle ise Allah’a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun. 92
Neml 80 Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. 122
Neml 85 Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar. 92
Neml 89 Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler. 108
Kasas 1 Tâ-Sîn-Mîm. 29
Kasas 2 Bunlar apaçık Kitab'ın âyetleridir. 57
Kasas 3 İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. 129
Kasas 11 Annesi, Mûsâ'nın kız kardeşine, "Onu takip et" dedi. O da Mûsâ'yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi. 135
Kasas 17 "Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım" dedi. 95
Kasas 21 Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve "Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar" dedi. 131
Kasas 22 (Şehirden çıkıp) Medyen'e doğru yöneldiğinde, "Umarım Rabbim beni doğru yola iletir" dedi. 116
Kasas 40 Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak! 142
Kasas 41 Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir. 124
Kasas 51 Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur'an âyetlerini) onlara peşpeşe ulaştırdık. 123
Kasas 52 Bu Kur'an'dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, işte onlar ona da inanırlar. 109
Kasas 62 Allah'ın onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?" diyeceği günü hatırla! 132
Kasas 65 Allah'ın onlara seslenerek, "Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla." 109
Kasas 66 O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar. 108
Kasas 67 Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. 114
Kasas 69 Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. 97
Kasas 74 Allah'ın, onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım"? diyeceği günü hatırla. 133
Ankebut 1 Elif Lâm Mîm. 32
Ankebut 2 İnsanlar, "İnandık" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. 107
Ankebut 4 Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar! 121
Ankebut 6 Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah âlemlere muhtaç değildir. 125
Ankebut 9 İman edip de salih amel işleyenler var ya, biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız. 124
Ankebut 11 Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir. 104
Ankebut 15 Biz de onu (Nûh'u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. 110
Ankebut 21 O dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Ancak O'na döndürüleceksiniz 105
Ankebut 30 (Lût) "Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et" dedi. 88
Ankebut 34 Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz. 129
Ankebut 35 Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık. 130
Ankebut 43 İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar. 119
Ankebut 44 Allah gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır. 135
Ankebut 49 Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder. 145
Ankebut 56 Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O halde ancak bana kulluk edin. 126
Ankebut 57 Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz. 83
Ankebut 59 Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. 85
Ankebut 62 Allah kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 133
Ankebut 64 Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi! 146
Ankebut 66 Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler. 140
Rum 1 Elif Lâm Mîm. 30
Rum 6 Allah (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. Allah vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler. 130
Rum 7 Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler. 117
Rum 11 Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. Sonra da yalnız ona döndürüleceksiniz. 122
Rum 12 Kıyametin kopacağı günde suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir. 115
Rum 14 Kıyametin kopacağı gün, işte o gün mü'minler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır. 112
Rum 15 İman edip salih ameller işleyenlere gelince, işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler 111
Rum 16 İnkar edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır. 132
Rum 17 Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah'ı tespih edin. 96
Rum 18 Göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah'ı tespih edin. 130
Rum 26 Göklerde ve yerde kim varsa yalnızca O'na âittir. Hepsi O'na boyun eğmektedirler. 102
Rum 34 Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın, ama yakında bileceksiniz. 133
Rum 35 Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o, Allah'a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor? 139
Rum 44 Kim inkâr ederse, inkarı kendi aleyhinedir. Kimler de salih amel işlerse, ancak kendileri için (cennette yer) hazırlarlar. 144
Rum 49 Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı. 124
Rum 52 Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin. 128
Rum 57 O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah'ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez. 130
Rum 59 Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler. 72
Lokman 24 Biz onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz. 116
Lokman 19 "Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir!" 122
Lokman 5 İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. 128
Lokman 1 Elif Lâm Mîm. 31
Lokman 3 Bunlar, hikmet dolu Kitab'ın; iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş âyetleridir. 118
Lokman 4 Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar. 121
Secde 1 Elif Lâm Mîm. 30
Secde 2 Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab'ın indirilişi, âlemlerin Rabbi tarafındandır. 115
Secde 6 İşte Allah gaybı da görünen âlemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. 114
Secde 7 O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı. 104
Secde 8 Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı. 81
Secde 11 De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz." 128
Secde 17 Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. 126
Secde 18 Hiç mü'min fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar. 85
Secde 24 Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık. 138
Secde 28 "Eğer doğru söyleyenler iseniz şu fetih ne zamanmış?" diyorlar. 88
Secde 29 De ki, "Fetih (Kıyamet) günü, inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır." 140
Secde 30 Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar. 89
Ahzab 2 Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. 109
Ahzab 3 Allah'a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter. 65
Ahzab 11 İşte orada mü'minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar. 94
Ahzab 41 Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin. 62
Ahzab 42 Onu sabah akşam tespih edin. 47
Ahzab 47 Mü'minlere kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. 95
Ahzab 48 Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. 140
Ahzab 54 Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 115
Ahzab 56 Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin. 131
Ahzab 62 Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın kanununda asla değişme bulamazsın. 133
Ahzab 64 Şüphesiz Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. 105
Ahzab 65 Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. 113
Ahzab 66 Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, "Keşke Allah'a ve Resül'e itaat edeydik" diyecekler. 137
Ahzab 67 Yine şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar." 140
Ahzab 68 "Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat." 95
Sebe 20 Şeytan onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular. 125
Sebe 25 De ki: "Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız." 139
Sebe 28 Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler. 131
Sebe 29 "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek" diyorlar. 98
Sebe 30 De ki: "Sizin için belirlenen bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz." 138
Sebe 35 Yine, "Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir" demişlerdi. 115
Sebe 38 Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya, işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar. 125
Sebe 44 Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik. 130
Sebe 48 De ki: "Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. O gaybleri hakkıyla bilendir." 99
Sebe 49 De ki: "Hak geldi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez." 109
Sebe 53 Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. 110
Fatır 35 "O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez." 137
Fatır 33 Onlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir. 135
Fatır 26 Sonra ben inkar edenleri yakaladım. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! 95
Fatır 23 Sen ancak bir uyarıcısın. 48
Fatır 21 Gölge ile sıcaklık bir olmaz. 52
Fatır 22 Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirde bulunanlara işittirecek değilsin. 132
Fatır 19 Kör ile gören bir olmaz. 44
Fatır 20 Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz. 58
Fatır 17 Bu Allah'a göre zor bir şey değildir. 60
Fatır 16 Eğer Allah dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. 78
Yasin 1 Yâ Sîn. 23
Yasin 4 (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin. 134
Yasin 7 Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler. 109
Yasin 9 Biz onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler. 121
Yasin 10 Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar. 83
Yasin 13 (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti. 103
Yasin 16 (Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor." 125
Yasin 17 "Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir." 66
Yasin 20 Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun." 116
Yasin 21 "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir." 106
Yasin 22 "Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca ona döndürüleceksiniz." 119
Yasin 24 "O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum." 79
Yasin 25 "Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!" 85
Yasin 28 Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik. 138
Yasin 29 Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler. 75
Yasin 30 Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar. 107
Yasin 31 Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi? 134
Yasin 32 Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır. 102
Yasin 33 Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler 124
Yasin 39 Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. 131
Yasin 40 Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. 119
Yasin 41 Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. 91
Yasin 42 Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık. 82
Yasin 43 Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar. 128
Yasin 44 Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar. 118
Yasin 46 Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar. 105
Yasin 48 "Eğer doğru söyleyenlerseniz bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar. 89
Yasin 49 Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar. 107
Yasin 50 Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler ne de ailelerine dönebilirler. 98
Yasin 51 Sûra üfürülür. Bir de bakarsın kabirlerden çıkmış Rablerine doğru akın akın gitmektedirler 122
Yasin 53 Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır. 123
Yasin 54 O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir. 126
Yasin 55 Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler. 90
Yasin 56 Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar. 78
Yasin 57 Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır. 96
Yasin 58 Çok merhametli olan Rab'den bir söz olarak (kendilerine) "Selam" (vardır). 96
Yasin 59 (Allah şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!" 74
Yasin 62 "Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?" 101
Yasin 63 "İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir." 64
Yasin 64 "İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!" 69
Yasin 71 Görmediler mi ki biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. 149
Yasin 72 Biz o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler. 126
Yasin 73 Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi? 123
Yasin 74 Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilahlar edindiler. 97
Yasin 75 Onlar ilahlar için (hizmete) hazır asker oldukları halde, ilahlar onlara yardım edemezler. 113
Yasin 79 De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O her yaratılmışı hakkıyla bilendir." 110
Yasin 80 O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz. 107
Yasin 82 Bir şeyi dilediği zaman onun emri o şeye ancak "Ol!" demektir. O da hemen oluverir. 105
Yasin 83 Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz. 122
Saffat 5 O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir. 116
Saffat 6 Biz en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık. 77
Saffat 7 Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk. 63
Saffat 10 Ancak onlardan söz kapan olur. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder). 101
Saffat 12 Hayır, sen (onların haline) şaştın onlar ise alay ediyorlar. 85
Saffat 13 Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar. 77
Saffat 14 Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar. 71
Saffat 15 (Dediler ki:) "Bu bir büyüden başka bir şey değildir." 81
Saffat 16 "Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?" 134
Saffat 17 "Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?" 66
Saffat 18 De ki: "Evet, hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz)." 99
Saffat 19 O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler. 123
Saffat 20 Şöyle diyecekler: "Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür." 96
Saffat 21 Onlara, "İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür" denilir. 102
Saffat 25 Onlara, "Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?" denir. 66
Saffat 26 Hayır, onlar bugün teslim olmuş kimselerdir. 67
Saffat 27 Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler). 66
Saffat 28 Şöyle derler: "Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz." 104
Saffat 29 Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz." 106
Saffat 30 "Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz." 108
Saffat 31 "Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız." 114
Saffat 32 "Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik." 86
Saffat 33 Artık onlar o gün azapta ortaktırlar 59
Saffat 34 İşte biz suçlulara böyle yaparız. 58
Saffat 36 "Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı. 96
Saffat 37 Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir. 107
Saffat 38 Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız. 75
Saffat 39 Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız. 92
Saffat 40 Ancak Allah'ın halis kulları başka. 58
Saffat 42 İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir. 105
Saffat 43 Onlar Naim cennetlerindedirler. 51
Saffat 44 Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar. 72
Saffat 46 Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır. 131
Saffat 47 Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar. 100
Saffat 48 Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır. 108
Saffat 49 Sanki onlar (beyazlıklarıyla), saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır. 105
Saffat 50 Derken birbirlerine yönelip sorarlar. 58
Saffat 51 İçlerinden biri der ki: "Benim bir arkadaşım vardı." 76
Saffat 52 "Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?" derdi. 75
Saffat 53 "Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?" 132
Saffat 54 Konuşan o kimse yanındakilere, "Bakar mısınız, hali ne oldu?" der. 91
Saffat 55 Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür. 74
Saffat 56 Ona şöyle der: "Allah'a andolsun, neredeyse beni de helak edecektin." 91
Saffat 57 "Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum." 99
Saffat 59 "Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?" 109
Saffat 60 Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır. 89
Saffat 61 Çalışanlar böylesi için çalışsınlar! 65
Saffat 62 Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı? 82
Saffat 63 Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık. 81
Saffat 64 O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. 63
Saffat 65 Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır. 69
Saffat 66 Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır. 95
Saffat 67 Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır. 97
Saffat 68 Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir. 69
Saffat 69 Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular. 80
Saffat 70 Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler. 77
Saffat 71 Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı. 81
Saffat 72 Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik. 72
Saffat 73 Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu! 58
Saffat 74 Ancak Allah'ın ihlâslı kulları başka. 62
Saffat 75 Andolsun, Nûh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz! 91
Saffat 76 Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık. 70
Saffat 77 Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık. 62
Saffat 78 Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. 77
Saffat 79 Âlemler içinde Nûh'a selam olsun! 56
Saffat 80 İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. 78
Saffat 81 Çünkü o, bizim mü'min kullarımızdandı. 65
Saffat 82 Sonra biz, diğerlerini suda boğduk. 57
Saffat 83 Şüphesiz İbrahim de onun taraftarlarından idi. 70
Saffat 84 Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti 62
Saffat 85 Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz neye tapıyorsunuz?" 91
Saffat 86 "Allah'ı bırakıp da bir takım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?" 88
Saffat 87 "O halde Âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?" 78
Saffat 89 İbrahim yıldızlara baktı ve "Ben hastayım" dedi. 71
Saffat 90 Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar. 77
Saffat 91 İbrahim onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?" 108
Saffat 92 "Ne diye konuşmuyorsunuz?" 47
Saffat 93 Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi. 84
Saffat 94 Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi. 69
Saffat 95 İbrahim şöyle dedi: "Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?" 84
Saffat 96 "Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır." 86
Saffat 97 Kavmi, "Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın" dedi. 103
Saffat 98 Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık. 104
Saffat 99 İbrahim şöyle dedi: "Ben Rabbime (onun emrettiği yere) gideceğim. O bana yol gösterecektir." 120
Saffat 100 "Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla." 80
Saffat 101 Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. 58
Saffat 106 "Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır." 64
Saffat 107 Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık. 95
Saffat 108 Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. 78
Saffat 109 İbrahim'e selam olsun. 44
Saffat 110 İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. 75
Saffat 111 Çünkü o mü'min kullarımızdandı. 59
Saffat 112 Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik. 88
Saffat 114 Andolsun, biz Mûsâ'ya ve Hârûn'a da lütufta bulunduk. 79
Saffat 115 Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. 79
Saffat 116 Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular. 74
Saffat 117 Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. 90
Saffat 118 Onları doğru yola ilettik. 49
Saffat 119 Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık. 83
Saffat 120 Mûsâ'ya ve Hârûn'a selam olsun. 56
Saffat 121 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. 83
Saffat 122 Çünkü onlar mü'min kullarımızdan idiler. 67
Saffat 123 Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi. 62
Saffat 124 Hani kavmine şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" 103
Saffat 127 Onu yalanladılar. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir. 88
Saffat 128 Ancak Allah'ın ihlâslı kulları başka. 63
Saffat 129 Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık. 80
Saffat 130 İlyas'a selam olsun 41
Saffat 131 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız 82
Saffat 132 Çünkü o bizim mü'min kullarımızdandı. 65
Saffat 133 Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi. 58
Saffat 136 Sonra da diğerlerini yok ettik. 53
Saffat 139 Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi. 60
Saffat 140 Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti. 61
Saffat 141 Gemidekilerle kur'a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu. 77
Saffat 142 Böylece, Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu. 82
Saffat 145 Derken biz onu hasta bir halde sahile attık. 66
Saffat 146 Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik. 67
Saffat 147 Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik. 91
Saffat 148 Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. 95
Saffat 149 Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de, erkek çocukları onların mı? 107
Saffat 150 Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış? 105
Saffat 152 İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, "Allah çocuk sahibi oldu" diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar. 137
Saffat 153 Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti? 67
Saffat 154 Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz! 60
Saffat 155 Hiç düşünmüyor musunuz? 49
Saffat 156 Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var? 63
Saffat 157 Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı! 102
Saffat 158 Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah'ın huzuruna getirileceklerini bilirler. 148
Saffat 159 Allah onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. 82
Saffat 160 Ancak Allah'ın ihlâslı kulları bunlar gibi değildir. 78
Saffat 164 (Melekler derler ki:) "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır." 93
Saffat 165 "Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız." 64
Saffat 166 "Şüphesiz biz (Allah'ı) tespih edip yüceltenleriz." 74
Saffat 170 Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler. 113
Saffat 171 Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti 108
Saffat 172 "Onlara mutlaka yardım edilecektir." 60
Saffat 173 "Şüphesiz ordularımız galip gelecektir." 63
Saffat 174 O halde bir süreye kadar onlardan yüz çevir 67
Saffat 175 Gözetle onları, yakında onlar da görecekler. 69
Saffat 176 Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar? 66
Saffat 177 Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur! 119
Saffat 178 Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir. 73
Saffat 179 (Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler. 68
Saffat 180 Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. 124
Saffat 181 Peygamberlere selam olsun. 47
Saffat 182 Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. 64
Sad 1 Sâd. O şanlı, şerefli Kur'an'a andolsun (ki o, Allah sözüdür). 82
Sad 2 Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler. 80
Sad 3 Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Onlar da feryat ettiler, ama artık kurtuluş zamanı değildi. 126
Sad 5 "İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!" 86
Sad 9 Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? 117
Sad 11 Onlar, çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur. 114
Sad 14 (O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu. 101
Sad 15 Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar 115
Sad 16 Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!" 119
Sad 20 Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik. 132
Sad 21 Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi. 100
Sad 30 Dâvûd'a Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse idi. 125
Sad 34 Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi. 133
Sad 36 Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi. 113
Sad 38 Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine verdik. 138
Sad 39 "İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme" dedik. 114
Sad 40 Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. 110
Sad 41 (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti. 138
Sad 42 Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik. 100
Sad 45 (Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an. 106
Sad 46 Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlâslı kimseler kıldık. 123
Sad 47 Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir 86
Sad 48 (Ey Muhammed!) İsmail, el-Yesa' ve Zülkifl'i de an. Onların her biri iyi kimselerdi. 104
Sad 51 Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler. 100
Sad 52 Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır. 88
Sad 53 İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir. 74
Sad 54 İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. Ona asla tükenme yoktur. 83
Sad 57 İşte (azap), onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin. 74
Sad 58 O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır. 74
Sad 61 Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse cehennemde onun azabını bir kat daha artır." 130
Sad 62 Yine şöyle derler: "Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?" 116
Sad 63 "(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?" 137
Sad 64 Şüphesiz bu, cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. 94
Sad 66 "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır." 122
Sad 67 De ki, "Bu Kur'an, büyük bir haberdir." 58
Sad 68 "Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz." 54
Sad 70 "Bana ancak, benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor." 80
Sad 71 Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: "Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım." 107
Sad 72 "Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin." 100
Sad 73 Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler. 71
Sad 74 Ancak İblis eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. 84
Sad 76 İblis, "Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın" dedi. 115
Sad 77 Allah şöyle dedi: "Öyle ise çık oradan (cennetten), çünkü sen kovuldun." 99
Sad 78 "Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir." 89
Sad 79 İblis, "Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver" dedi 110
Sad 81 Allah şöyle dedi: "Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin." 110
Sad 83 İblis, "Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım" dedi. 138
Sad 84 Allah şöyle dedi: "İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum:" 89
Sad 85 "Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım." 98
Sad 87 "Bu Kur'an âlemler için ancak bir öğüttür." 65
Sad 88 "Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz." 92
Zümer 66 Hayır, yalnız Allah'a ibadet et ve şükredenlerden ol. 75
Zümer 64 De ki: "Ey cahiller! Siz bana Allah'tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?" 107
Zümer 62 Allah her şeyin yaratıcısıdır. O her şeye vekildir. 77
Zümer 57 Yahut, "Allah beni doğru yola iletseydi elbette O'na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum" demesin. 122
Zümer 54 Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. 109
Zümer 50 Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı. 130
Zümer 34 Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükafatıdır. 124
Zümer 33 Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır. 133
Zümer 30 (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. 98
Zümer 31 Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz 99
Zümer 27 Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik. 111
Zümer 28 Biz onu, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur'an olarak indirdik. 139
Zümer 25 Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi. 119
Zümer 19 Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler, hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın? 133
Zümer 13 De ki: "Eğer ben Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım." 114
Zümer 14 De ki: "Ben dinimi Allah'a has kılarak sadece O'na ibadet ediyorum." 87
Zümer 12 "Bana, müslümanların ilki olmam da emredildi." 69
Zümer 11 De ki: "Şüphesiz bana, dini Allah'a has kılarak O'na ibadet etmem emredildi." 100
Zümer 1 Kitab'ın indirilmesi mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. 106
Zümer 2 (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab'ı sana hak olarak indirdik. Öyle ise sen de dini Allah'a has kılarak O'na kulluk et. 144
Zümer 70 Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir. 125
Mümin 1 Hâ Mîm. 25
Mümin 6 Böylece Rabbinin, inkâr edenler hakkındaki, "Onlar cehennemliklerdir" sözü gerçekleşmiş oldu. 120
Mümin 14 O halde, kâfirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin. 108
Mümin 19 Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir. 87
Mümin 38 O inanan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim." 99
Mümin 39 "Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir." 140
Mümin 41 "Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz." 118
Mümin 45 Allah onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini, azâbın en kötüsü kuşattı. 127
Mümin 49 Ateşte olanlar cehennem bekçilerine, "Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin" derler. 141
Mümin 52 O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lânet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır. 112
Mümin 59 Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar. 122
Mümin 63 Allah'ın âyetlerini inkâr etmekte olanlar, işte böyle döndürülürler. 97
Mümin 68 O, yaşatan ve öldürendir. Bir şeye karar verdiğinde ona sadece "ol" der, o da oluverir. 112
Mümin 69 Allah'ın âyetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar? 110
Mümin 70 Onlar, kitabı (Kur'an'ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. Onlar bilecekler 118
Mümin 75 Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür. 108
Mümin 79 Allah, bir kısmına binesiniz, bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. 121
Mümin 81 Allah size âyetlerini gösteriyor. Allah'ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz? 101
Fussilet 1 Hâ Mîm. 27
Fussilet 2 Bu Kur'an, Rahmân ve Rahîm olan Allah'tan indirilmedir. 78
Fussilet 3 Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur'an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır. 123
Fussilet 7 Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkar ederler. 86
Fussilet 8 Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfât vardır. 112
Fussilet 9 De ki: "Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O'na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir." 145
Fussilet 18 İnananları ve Allah'a karşı gelmekten sakınanları kurtardık. 89
Fussilet 19 Allah'ın düşmanlarının, toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla! 123
Fussilet 23 "İşte bu sizin, Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. O sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz." 138
Fussilet 26 İnkâr edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın." 131
Fussilet 33 Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve "Kuşkusuz ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir? 137
Fussilet 51 İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur. 133
Fussilet 54 İyi bilin ki, onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. İyi bilin ki, O, her şeyi kuşatandır. 133
Şura 1 Hâ Mîm. 24
Şura 2 ‘Ayn Sîn Kâf 33
Şura 3 (Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder. 140
Şura 4 Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür. 87
Şura 6 Allah'tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin. 128
Şura 17 Allah, hak olarak Kitab'ı ve mizanı3 indirendir. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır. 131
Şura 19 Allah kullarına çok lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. 127
Şura 25 O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir. 116
Şura 30 Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder. 120
Şura 31 Yeryüzünde O'nu âciz bırakamazsınız. Sizin için Allah'tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur. 124
Şura 32 Denizde dağlar gibi yüzen gemiler, O'nun varlığının delillerindendir. 92
Şura 34 Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helak eder, birçoğunu da affeder. 113
Şura 41 Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur. 119
Şura 43 Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir. 99
Zuhruf 1 Hâ Mîm. 25
Zuhruf 3 Apaçık Kitab'a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur'an yaptık. 108
Zuhruf 4 Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz'da) mevcuttur, çok yücedir, hikmetlerle doludur. 124
Zuhruf 5 Haddi aşan bir topluluk oldunuz diye vazgeçip Zikir'le (Kur'an'la) sizi uyarmaktan geri mi duralım? 121
Zuhruf 6 Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik. 87
Zuhruf 7 (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı. 90
Zuhruf 8 Biz, onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Öncekilerin örneği geçti! 96
Zuhruf 10 O, yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir. 130
Zuhruf 16 Yoksa, Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de, oğulları size mi seçip ayırdı? 117
Zuhruf 21 Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? 89
Zuhruf 25 . Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu! 93
Zuhruf 26 Hani İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti: "Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım." 127
Zuhruf 27 "Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir." 101
Zuhruf 28 İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. 111
Zuhruf 30 Fakat kendilerine Hak gelince, "Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkar ediyoruz" dediler. 114
Zuhruf 31 "Bu Kur'an iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!" dediler. 96
Zuhruf 36 Kim, Rahmân'ın Zikri'ni görmezlikten gelirse biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. 142
Zuhruf 37 Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. 129
Zuhruf 39 Onlara, "(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Çünkü zulmettiniz. Hepiniz azapta ortaksınız" denir. 133
Zuhruf 41 Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız. 97
Zuhruf 42 Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter. 111
Zuhruf 43 Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin. 106
Zuhruf 44 Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz. 117
Zuhruf 45 Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân'dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz? 128
Zuhruf 47 (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar! 113
Zuhruf 50 Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar. 105
Zuhruf 52 "Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?" 138
Zuhruf 55 Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öc aldık, hepsini suda boğduk. 108
Zuhruf 56 Onları, sonradan gelecek inkârcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. 103
Zuhruf 59 İsa, sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları'na örnek kıldığımız bir kuldur. 120
Zuhruf 60 Eğer dileseydik, içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık. 107
Zuhruf 62 Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. 102
Zuhruf 64 Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur. 129
Zuhruf 67 O gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar. 112
Zuhruf 70 "Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz." 82
Zuhruf 72 İşte, bu yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir. 98
Zuhruf 73 Orada sizin için bol bol meyve var, onlardan yersiniz. 74
Zuhruf 74 Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır. 82
Zuhruf 75 Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler. 86
Zuhruf 76 Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zâlim idiler. 81
Zuhruf 78 Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız. 98
Zuhruf 81 (Ey Muhammed!) De ki: "Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum." 123
Zuhruf 82 Göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın da Rabbi olan Allah, onların nitelendirmelerinden uzaktır. 115
Zuhruf 84 O, gökte de ilâh olandır, yerde de ilah olandır. O hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. 123
Zuhruf 86 Onu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. 133
Zuhruf 88 Onun (Muhammed'in), "Ya Rabbi!" demesine andolsun ki, şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir. 118
Zuhruf 89 Şimdilik sen onları hoş gör ve "size selam olsun" de. Yakında bilecekler. 95
Duhan 1 Hâ Mîm. 26
Duhan 3 Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede2 indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. 133
Duhan 8 Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir. 134
Duhan 9 Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar. 67
Duhan 10 Göğün açık bir duman3 getireceği günü bekle. 71
Duhan 11 (O duman) insanları bürür. Bu, elem dolu bir azaptır. 76
Duhan 12 İnsanlar, "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz" derler. 107
Duhan 13 Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti. 115
Duhan 14 Sonra ondan yüz çevirdiler ve "Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!" dediler. 96
Duhan 15 Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski halinize döneceksiniz. 106
Duhan 17 Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti. 125
Duhan 19 "Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum." 113
Duhan 20 "Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım." 125
Duhan 21 "Bana inanmadınızsa benden uzak durun." 60
Duhan 22 Sonra Mûsâ Rabbine, "Bunlar günahkâr bir toplumdur" diye seslendi. 87
Duhan 23 Allah da şöyle dedi: "O halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz." 119
Duhan 24 "Denizi açık halde bırak." Çünkü onlar boğulacak bir ordudur. 85
Duhan 25 Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar. 76
Duhan 26 Nice ekinler, nice güzel konaklar! 54
Duhan 27 Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler! 65
Duhan 28 İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık. 78
Duhan 29 Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi. 90
Duhan 32 Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. 100
Duhan 33 Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik. 80
Duhan 35 Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: "İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz." 128
Duhan 36 "Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin." 75
Duhan 38 Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık. 101
Duhan 39 Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar. 107
Duhan 40 Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır. 88
Duhan 41 O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez. 94
Duhan 44 Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir. 72
Duhan 46 O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar. 92
Duhan 47 (Allah görevli meleklere şöyle der:) "Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin." 108
Duhan 48 "Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün." 76
Duhan 49 (Deyin ki:) "Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?" 85
Duhan 50 "İşte bu şüphelenip durduğunuz şeydir!" 62
Duhan 51 Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler. 86
Duhan 52 Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. 61
Duhan 53 İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar. 97
Duhan 54 İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir. 96
Duhan 55 Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler. 69
Duhan 56 Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur. 114
Duhan 57 Bunlar Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır. 99
Duhan 58 (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar. 120
Duhan 59 Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler. 92
Casiye 1 Hâ Mîm. 25
Casiye 2 Kitab'ın indirilişi, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. 110
Casiye 7 Her günahkâr yalancının vay haline! 58
Casiye 9 Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır! 115
Casiye 11 İşte bu (Kur'an) bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır. 137
Casiye 18 Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. 128
Casiye 20 Bu Kur'an, insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur), kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir. 152
Casiye 29 İşte kitabımız, size karşı gerçeği söylüyor. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk. 126
Casiye 30 İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır. 136
Casiye 36 Hamd, göklerin Rabbi ve yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. 98
Casiye 37 Göklerde ve yerde ululuk O'na aittir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 111
Ahkaf 1 Hâ Mîm. 24
Ahkaf 2 Kitab'ın indirilişi, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. 109
Ahkaf 13 "Şüphesiz Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de. 134
Ahkaf 14 Onlar cennetliklerdir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır. 106
Ahkaf 27 Andolsun, biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık. 142
Muhammed 5 Onları doğruya ve güzele erdirecek ve durumlarını düzeltecektir. 91
Muhammed 6 Onları, kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır. 76
Muhammed 8 İnkâr edenlere gelince, yıkım onlara! Allah, onların işlerini boşa çıkarmıştır. 112
Muhammed 9 Bu, Allah'ın indirdiğini beğenmemeleri, bu sebeple de Allah'ın onların amellerini boşa çıkarmasındandır. 135
Muhammed 23 İşte bunlar, Allah'ın lânetleyip, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir. 119
Muhammed 24 Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var? 104
Muhammed 27 Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak? 119
Muhammed 29 Yoksa, kalplerinde hastalık olanlar Allah'ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? 121
Muhammed 33 Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın. 116
Muhammed 37 Eğer onları sizden isteyip de sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz, O da kinlerinizi ortaya çıkarırdı. 130
Fetih 1 Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. 61
Fetih 7 Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 120
Fetih 8 (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 114
Fetih 13 Kim Allah'a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki, şüphesiz biz, inkarcılar için alevli bir ateş hazırladık. 130
Fetih 23 Allah'ın ötedenberi işleyip duran kanunu (budur). Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. 125
Hucurat 4 (Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir. 110
Hucurat 8 Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir 138
Hucurat 18 Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. 115
Kaf 3 "Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu, akla uzak (imkansız) bir dönüştür!" 126
Kaf 4 Şüphesiz biz, toprağın; onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır. 139
Kaf 5 Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Artık onlar kararsız bir haldedirler. 108
Kaf 6 Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur. 138
Kaf 7 Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik. 133
Kaf 18 İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. 137
Kaf 21 Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici (melek) ile gelir. 93
Kaf 22 (Ona) "Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir" (denir.) 134
Kaf 23 Beraberindeki (melek) şöyle der: "İşte bu yanımdaki hazır." 82
Kaf 26 "Allah ile beraber, başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!" 102
Kaf 27 Arkadaşı (olan şeytan) der ki: "Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi." 135
Kaf 28 Allah şöyle der: "Benim huzurumda çekişmeyin. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım." 127
Kaf 29 "Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim." 89
Kaf 30 O gün Cehenneme, "Doldun mu?" deriz. O da, "daha var mı?" der. 79
Kaf 31 Cennet Allah'a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak. 106
Kaf 34 "Oraya esenlikle girin. İşte bu, ebedilik günüdür." 73
Kaf 35 Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır. 103
Kaf 37 Şüphesiz bunda, aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır. 114
Kaf 40 Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da onu tespih et. 81
Kaf 41 (Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün, (o sese) kulak ver. 105
Kaf 42 O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. İşte bu, (kabirlerden) çıkış günüdür. 129
Kaf 43 Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş de ancak bizedir. 85
Zariyat 9 Ondan (Peygamber'den) çevrilen çevrilir. 62
Zariyat 11 Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun! 119
Zariyat 12 "Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar. 59
Zariyat 17 Geceleri pek az uyurlardı. 48
Zariyat 18 Seherlerde bağışlama dilerlerdi. 56
Zariyat 19 Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır. 124
Zariyat 21 Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hâlâ görmüyor musunuz? 138
Zariyat 22 Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır. 76
Zariyat 23 Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size vadolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir. 117
Zariyat 24 (Ey Muhammed!) İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? 96
Zariyat 26 Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi. 103
Zariyat 27 Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi. 64
Zariyat 30 Onlar dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir." 125
Zariyat 31 İbrahim onlara: "O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?" dedi. 86
Zariyat 35 Orada (Lût'un yöresinde) bulunan mü'minleri çıkardık. 80
Zariyat 36 Zâten orada bir ev halkında başka müslüman bulamadık. 80
Zariyat 37 Orada, elem dolu azapdan korkacaklar için bir ibret bıraktık. 85
Zariyat 38 Mûsâ kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun'a göndermiştik. 118
Zariyat 39 O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve "Bu bir büyücü veya delidir" dedi. 102
Zariyat 40 Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu. 139
Zariyat 41 Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik. 119
Zariyat 42 Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu. 97
Zariyat 43 Semûd kavminde de ibretler vardır. Hani onlara, "Bir süreye kadar faydalanın bakalım" denmişti 121
Zariyat 45 Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti ne de başkasından yardım görebildiler. 111
Zariyat 46 Bunlardan önce de Nûh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler. 111
Zariyat 47 Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter. 101
Zariyat 48 Yeri de biz döşedik. Biz ne güzel döşeyiciyiz. 72
Zariyat 49 Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. 103
Zariyat 50 O halde Allah'a koşun. Şüphesiz ben, size O'nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. 121
Zariyat 53 Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır, onlar azgın bir topluluktur. 140
Zariyat 54 Onun için, onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin. 83
Zariyat 55 Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir. 87
Zariyat 56 Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. 90
Zariyat 57 Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum. 94
Zariyat 58 Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir. 87
Zariyat 60 Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline! 85
Tur 8 Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur. 56
Tur 9 O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır. 61
Tur 10 Dağlar yürüdükçe yürür. 47
Tur 12 İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline! 120
Tur 14 Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir. 120
Tur 15 "Bu Kur'an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?" 94
Tur 22 Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik. 77
Tur 23 Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar. 122
Tur 24 Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar. 113
Tur 25 Birbirlerine dönüp ("Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?" diye) sorarlar. 107
Tur 26 Derler ki: "Şüphesiz daha önce biz, ailemiz içinde yaşarken (Allah'a isyandan) korkardık." 113
Tur 27 "Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu." 96
Tur 28 "Gerçekten biz bundan önce ona yalvarıyorduk. Şüphesiz O iyilik edendir, çok merhametlidir." 115
Tur 29 (Ey Muhammed!) O halde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli. 121
Tur 30 Yoksa onlar, "O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz" mu diyorlar? 114
Tur 31 Onlara de ki, "Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim." 83
Tur 32 Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur? 96
Tur 33 Yoksa, "O Kur'an'ı kendisi uydurup söyledi" mi diyorlar? Hayır, (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar. 130
Tur 34 Eğer doğru söyleyenler iseler, haydi onun gibi bir söz getirsinler! 88
Tur 35 Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? 118
Tur 36 Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar. 105
Tur 37 Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir? 114
Tur 39 Yoksa, kızlar O'na (Allah'a) da oğullar size mi? 67
Tur 41 Yoksa, gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar? 77
Tur 42 Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır.2 109
Tur 43 Yoksa onların Allah'tan başka bir ilahı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. 117
Tur 44 Gökten düşmekte olan parçalar görseler, "Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır" derler. 116
Tur 45 Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.3 95
Tur 46 O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir. 116
Tur 47 Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var.4 Fakat onların çoğu bilmezler. 108
Tur 48 Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et. 126
Tur 49 Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O'nu tespih et. 91
Necm 2 Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. 108
Necm 3 O, nefis arzusu ile konuşmaz. 47
Necm 4 (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir. 80
Necm 8 Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. 75
Necm 9 (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu. 89
Necm 10 Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. 64
Necm 11 Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı. 62
Necm 12 (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? 87
Necm 13 Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. 99
Necm 14 Sidretü'l Müntehâ'nın yanında. 53
Necm 15 Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır. 62
Necm 16 O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı. 58
Necm 17 Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. 70
Necm 18 Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. 89
Necm 20 Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz? 78
Necm 21 Erkek size de, dişi O'na mı? 48
Necm 22 Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. 70
Necm 24 Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır? 99
Necm 25 Oysa, Ahiret de dünya da Allah'ındır. 58
Necm 27 Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar. 90
Necm 34 Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü? 90
Necm 35 Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor? 75
Necm 38 Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez. 80
Necm 39 İnsan için ancak çalıştığı vardır. 61
Necm 40 Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. 71
Necm 41 Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir. 89
Necm 42 Şüphesiz en son varış Rabbinedir. 55
Necm 43 Şüphesiz O güldürür ve ağlatır. 56
Necm 44 Şüphesiz O öldürür ve diriltir. 53
Necm 46 Şüphesiz O iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır. 121
Necm 47 Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir. 61
Necm 48 Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı. 99
Necm 49 Şüphesiz O, "Şi'râ'nın Rabbidir. 55
Necm 51 Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı. 111
Necm 52 Daha önce de Nûh'un kavmini helak etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi. 118
Necm 54 O, "Mu'tefike"yi6 de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür. 118
Necm 55 O halde Rabbi'nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!). 91
Necm 56 Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır. 66
Necm 57 Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı. 64
Necm 58 Onu Allah'tan başka açacak kimse yoktur. 62
Necm 61 Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? 132
Necm 62 Haydi Allah'a secde edin ve ona kulluk edin. 59
Kamer 1 Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. 51
Kamer 2 Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler. 98
Kamer 4 Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi. 94
Kamer 5 Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor! 97
Kamer 8 Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, "Bu zor bir gün" derler. 85
Kamer 10 O da Rabbine, "Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et" diye dua etti. 96
Kamer 11 Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık. 95
Kamer 12 Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti. 115
Kamer 13 Biz Nûh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik. 88
Kamer 14 Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu. 108
Kamer 15 Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan? 117
Kamer 16 Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)! 74
Kamer 18 Âd kavmi de (Hûd'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış! 89
Kamer 19 Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik. 126
Kamer 20 İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu. 101
Kamer 21 Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)! 69
Kamer 25 "Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir." 108
Kamer 26 Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık! 81
Kamer 29 Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti. 120
Kamer 30 Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış! 61
Kamer 33 Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı. 59
Kamer 36 Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar. 133
Kamer 38 Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi. 80
Kamer 39 "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik. 68
Kamer 41 Andolsun, Firavun'un ailesine de uyarıcılar gelmişti. 75
Kamer 42 Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık. 133
Kamer 43 (Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var? 131
Kamer 44 Yoksa onlar, "Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz" mu diyorlar? 91
Kamer 45 O topluluk yakında (Bedir'de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır. 109
Kamer 47 Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler. 91
Kamer 48 Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, "Cehennemin dokunuşunu tadın!" denecek. 114
Kamer 49 Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık. 77
Kamer 50 Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.) 97
Kamer 51 Andolsun, biz sizin gibileri hep helak ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan? 103
Kamer 52 İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır. 71
Kamer 53 Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır. 77
Kamer 54 Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar. 108
Kamer 55 Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler. 80
Rahman 2 Rahmân Kur'an'ı öğretti. 47
Rahman 3 İnsanı yarattı. 37
Rahman 4 Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti. 68
Rahman 5 Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir. 69
Rahman 6 Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler. 63
Rahman 7 Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. 58
Rahman 8 Ölçüde haddi aşmayın. 45
Rahman 9 Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın. 71
Rahman 10 Allah yeri yaratıklar için var etti. 58
Rahman 11 Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır. 77
Rahman 12 Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır. 68
Rahman 13 O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 74
Rahman 14 Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı. 81
Rahman 15 "Cin" i de yalın bir ateşten yarattı. 60
Rahman 16 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 74
Rahman 17 O iki doğunun ve iki batının Rabbidir. 58
Rahman 18 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 19 (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar. 101
Rahman 20 (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar. 93
Rahman 21 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 22 O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. 73
Rahman 23 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 24 Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O'nundur. 81
Rahman 25 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 26 Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. 68
Rahman 27 Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır. 83
Rahman 28 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 29 Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O'ndan isterler. O, her an yeni bir ilahi tasarruftadır. 120
Rahman 30 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 31 Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar! 79
Rahman 32 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 34 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 35 Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız. 123
Rahman 36 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 37 Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?) 121
Rahman 38 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 39 İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak. 75
Rahman 40 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 74
Rahman 41 Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. 103
Rahman 42 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 43 İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir. 72
Rahman 44 Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler. 99
Rahman 45 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 46 Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır. 110
Rahman 47 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 48 İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir. 126
Rahman 49 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 50 İçlerinde akan iki pınar vardır. 56
Rahman 51 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 52 İkisinde de her meyveden çift çift vardır. 66
Rahman 53 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 55 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 57 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 58 Onlar sanki yakut ve mercandır. 52
Rahman 59 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 60 İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir. 65
Rahman 61 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 62 Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır. 68
Rahman 63 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 64 O iki cennet koyu yeşil renktedir. 55
Rahman 65 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 66 İçlerinde kaynayan iki pınar vardır. 60
Rahman 67 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 74
Rahman 68 İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır. 70
Rahman 69 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 70 Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır. 79
Rahman 71 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 72 Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir. 61
Rahman 73 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 74 Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. 83
Rahman 75 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 74
Rahman 76 Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler). 97
Rahman 77 O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 75
Rahman 78 Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir. 63
Vakıa 2 Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. 121
Vakıa 8 Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir! 76
Vakıa 9 Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir! 74
Vakıa 12 Onlar, Naîm cennetlerindedirler. 55
Vakıa 14 Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir. 76
Vakıa 16 Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. 111
Vakıa 23 Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır. 81
Vakıa 24 (Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir.) 103
Vakıa 25 Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler. 84
Vakıa 26 Sadece "selam!", "selam!" sözünü işitirler. 67
Vakıa 27 Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir! 71
Vakıa 35 Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık. 82
Vakıa 38 Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. 128
Vakıa 40 Bunların birçoğu öncekilerden, bir çoğu da sonrakilerdendir. 84
Vakıa 41 Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! 70
Vakıa 44 Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.. 145
Vakıa 45 Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi. 115
Vakıa 46 Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı. 65
Vakıa 48 "Evvelki atalarımız da mı?" 50
Vakıa 50 De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır." 126
Vakıa 52 Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz. 121
Vakıa 53 Karınlarınızı ondan dolduracaksınız. 62
Vakıa 54 Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz. 60
Vakıa 55 Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz. 91
Vakıa 56 İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir. 76
Vakıa 57 Sizi biz yarattık. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz? 72
Vakıa 58 Attığınız o meniye ne dersiniz?! 56
Vakıa 59 Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz? 72
Vakıa 62 Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya! 100
Vakıa 63 Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?! 51
Vakıa 64 Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz? 71
Vakıa 65 Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz: 115
Vakıa 66 "Muhakkak biz çok ziyandayız!" 52
Vakıa 67 "Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!" 57
Vakıa 68 İçtiğiniz suya ne dersiniz?! 51
Vakıa 69 Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz? 76
Vakıa 70 Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.. 88
Vakıa 71 Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?! 58
Vakıa 72 Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz? 80
Vakıa 73 Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık. 100
Vakıa 74 O halde, O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt). 74
Vakıa 76 Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir- 114
Vakıa 77 O, elbette değerli bir Kur'an'dır. 54
Vakıa 78 Korunmuş bir kitaptadır. 45
Vakıa 79 Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir. 61
Vakıa 80 Âlemlerin Rabb'inden indirilmedir. 55
Vakıa 83 Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize! 68
Vakıa 84 Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. 56
Vakıa 85 Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz. 79
Vakıa 87 Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize! 105
Vakıa 91 Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir. 132
Vakıa 93 Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. 100
Vakıa 94 Bir de cehenneme atılma vardır. 54
Vakıa 95 Şüphesiz bu, kesin gerçektir. 52
Vakıa 96 Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. 59
Hadıd 1 Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 130
Hadıd 3 O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın'dır. O, her şeyi hakkıyla bilendir. 93
Hadıd 5 Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Bütün işler ancak ona döndürülür. 106
Hadıd 11 Kim Allah'a güzel bir borç verecek ki, Allah da onu kendisine kat kat ödesin. Ona çok değerli bir mükafat da vardır. 142
Mücadele 15 Allah onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür! 123
Mücadele 20 Allah'a ve peygamberine düşman olanlar var ya, işte onlar en aşağı kimselerin arasındadırlar. 124
Haşr 1 Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 130
Haşr 20 Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. 109
Saf 1 Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 121
Saf 2 Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? 83
Saf 3 Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir. 107
Saf 7 Kim, İslam'a davet olunduğu halde Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. 148
Saf 8 Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır. 139
Saf 10 Ey iman edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size? 104
Cuma 4 İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir. 103
Cuma 7 Ama onlar, daha evvel yaptıklarından dolayı asla ölümü istemezler. Allah zalimleri hakkıyla bilir. 122
Münafikun 11 Allah, eceli geldiğinde hiçbir kimseyi asla ertelemez. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır. 125
Tegabun 2 O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mü'mindir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. 134
Tegabun 13 Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler. 121
Tegabun 15 Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükafat vardır. 127
Tegabun 18 O, gaybı da, görünen âlemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 114
Talak 9 Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu. 105
Mülk 1 Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. 100
Mülk 6 Rablerini inkar edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü varılacak yerdir orası! 108
Mülk 7 Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler. 106
Mülk 11 İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah'ın rahmetinden uzak olsun! 126
Mülk 12 Görmedikleri halde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır. 114
Mülk 14 Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. 103
Mülk 18 Andolsun, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!? 108
Mülk 21 Peki, Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan? Hayır, onlar azgınlık ve nefretle direnip durdular. 139
Mülk 23 De ki: "O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!" 124
Mülk 24 De ki: "O, Sizi yeryüzünde yaratıp çoğaltandır. Ancak onun huzurunda toplanacaksınız." 113
Mülk 25 "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar. 100
Mülk 26 De ki: "O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım." 105
Mülk 30 De ki: "Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?" 102
Kalem 2 Nûn. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin. 137
Kalem 3 Şüphesiz sana tükenmez bir mükâfat vardır. 67
Kalem 4 Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin. 59
Kalem 6 Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler. 91
Kalem 7 Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir. 128
Kalem 8 O halde yalanlayanlara boyun eğme. 53
Kalem 9 İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar. 98
Kalem 15 Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Öncekilerin masalları!" der. 87
Kalem 16 Yakında biz onun burnunu damgalayacağız. 59
Kalem 18 (Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.) 96
Kalem 19 Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı. 89
Kalem 20 Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü. 75
Kalem 22 Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler. 128
Kalem 24 Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular. 130
Kalem 25 (Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar. 120
Kalem 26 Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler. 118
Kalem 27 (Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler. 100
Kalem 28 Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi. 126
Kalem 29 Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler. 113
Kalem 30 Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar. 70
Kalem 31 Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!" 97
Kalem 32 "Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız." 126
Kalem 33 İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi! 103
Kalem 34 Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naîm cennetleri vardır. 116
Kalem 35 Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız? 69
Kalem 36 Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz? 63
Kalem 37 Yoksa size ait bir kitabınız var da (bu batıl hükümleri) ondan mı okuyorsunuz? 103
Kalem 38 Onda, "Seçip beğendiğiniz her şey mutlaka sizindir" (diye mi yazılı?) 94
Kalem 39 Yahut bizden, her ne hükmederseniz mutlaka öyle olacağına dair Kıyamete kadar sürecek kesin sözler mi aldınız? 138
Kalem 40 Sor onlara: "Onların hangisi bu (iddianın doğruluğu)na kefildir?" 89
Kalem 41 Yoksa onların ortakları mı var? Doğru söyleyenler iseler, haydi getirsinler ortaklarını! 116
Kalem 45 Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır. 84
Kalem 46 Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü altına mı girmişlerdir? 129
Kalem 47 Yahut gayb (levh-i mahfuz) kendi yanlarında da onlar mı (bundan aktarıp) yazıyorlar? 108
Kalem 49 Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir halde ıssız bir yere atılacaktı. 135
Kalem 50 (Fakat böyle olmadı.) Rabbi onu (peygamber olarak) seçti ve salih kimselerden kıldı. 108
Kalem 52 Halbuki o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür. 73
Hakka 1 Gerçekleşecek olan kıyamet! 47
Hakka 2 Nedir o gerçekleşecek olan kıyamet? 56
Hakka 3 Gerçekleşecek olan kıyametin ne olduğunu sen ne bileceksin? 80
Hakka 4 Semûd ve Âd kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (Kıyameti) yalanladılar. 115
Hakka 5 Semûd kavmi korkunç bir sarsıntı ile helâk edildi. 73
Hakka 6 Âd kavmine gelince onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgarla helak edildi. 107
Hakka 8 Şimdi onlardan geri kalan bir şey görüyor musun? 67
Hakka 9 Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lût kavmi) hep o suçu işlediler. 118
Hakka 10 Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı. 142
Hakka 16 Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur. 87
Hakka 18 O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz. 98
Hakka 19 İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: "Gelin, kitabımı okuyun!" 113
Hakka 20 "Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum." 86
Hakka 21 Artık o, hoşnut bir hayat içindedir. 57
Hakka 22 Yüksek bir cennettedir. 43
Hakka 23 Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir). 71
Hakka 24 (Onlara şöyle denir:) "Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için." 117
Hakka 25 Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi." 114
Hakka 26 "Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim." 61
Hakka 27 "Keşke ölüm her şeyi bitirseydi." 56
Hakka 28 "Malım bana hiçbir yarar sağlamadı." 59
Hakka 29 "Saltanatım da yok olup gitti." 51
Hakka 30 (Allah şöyle der:) "Onu yakalayıp bağlayın." 68
Hakka 31 "Sonra onu cehenneme atın." 47
Hakka 32 "Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu." 76
Hakka 33 "Çünkü o, azamet sahibi Allah'a iman etmiyordu." 70
Hakka 34 "Yoksulu doyurmaya teşvik etmiyordu." 57
Hakka 35 "Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur." 77
Hakka 36 "Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur." 67
Hakka 37 "Onu günahkârlardan başkası yemez." 60
Hakka 41 O, bir şâirin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz! 77
Hakka 42 Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz! 82
Hakka 43 O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir. 64
Hakka 45 Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı mutlaka onu kudretimizle yakalardık. 122
Hakka 46 Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik. 67
Hakka 47 Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı. 72
Hakka 48 Şüphesiz Kur'an Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür. 92
Hakka 49 Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz. 91
Hakka 50 Şüphesiz Kur'an, kâfirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir. 89
Hakka 51 Şüphesiz Kur'an gerçek kesin bilgidir. 60
Hakka 52 O halde sen, yüce Rabbinin adıyla tespih et. 62
Mearic 4 Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir. 97
Mearic 5 (Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret. 66
Mearic 6 Şüphesiz onlar o azabı uzak görüyorlar. 63
Mearic 7 Biz ise onu yakın görüyoruz. 52
Mearic 9 Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla. 114
Mearic 10 (O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz. 64
Mearic 16 Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz, cehennem derileri kavurup çıkaran alevli ateştir. 104
Mearic 18 O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır. 118
Mearic 19 Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır. 89
Mearic 20 Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır. 70
Mearic 21 Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır. 67
Mearic 22 Ancak, namaz kılanlar başka. 50
Mearic 23 Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir. 62
Mearic 25 Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir. 121
Mearic 26 Onlar ceza gününü tasdik eden kimselerdir. 65
Mearic 27 Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir. 68
Mearic 28 Çünkü, Rablerinin azabından emin olunamaz. 66
Mearic 29 Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir. 65
Mearic 31 Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir. 88
Mearic 32 Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir. 82
Mearic 33 Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir. 71
Mearic 34 Onlar namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir. 70
Mearic 35 İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir. 69
Mearic 38 Onlardan her biri Naîm Cennetine sokulacağını mı umuyor? 81
Mearic 39 Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık. 119
Mearic 42 Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar. 133
Nuh 1 Şüphesiz biz Nûh'u, kavmine, "Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar" diye peygamber olarak gönderdik. 139
Nuh 2 Nûh şöyle dedi: "Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım." 103
Nuh 5 Nûh şöyle dedi: "Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim." 106
Nuh 6 "Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı." 79
Nuh 8 "Sonra ben onları açık açık davet ettim". 62
Nuh 9 "Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum." 86
Nuh 10 "Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü o çok bağışlayıcıdır.' 102
Nuh 11 ‘(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.' 88
Nuh 12 ‘Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.' 126
Nuh 13 ‘Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?' 100
Nuh 14 ‘Halbuki, o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.' 73
Nuh 15 ‘Görmediniz mi Allah yedi göğü, tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?' 91
Nuh 16 ‘Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?' 100
Nuh 17 ‘Allah, sizi (babanız Adem'i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)' 97
Nuh 18 ‘Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.' 102
Nuh 20 ‘Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.' " 115
Nuh 22 "Bunlar da, çok büyük bir tuzak kurdular." 62
Nuh 24 "Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır." 131
Nuh 26 Nûh şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!" 97
Nuh 27 "Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kafir kimseler yetiştirirler." 132
Cin 3 "Doğrusu Rabbimizin şanı çok yücedir; ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk." 103
Cin 4 "Demek bizim beyinsiz olanımız Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş." 107
Cin 5 "Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk." 117
Cin 8 "Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk." 123
Cin 10 "Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?" 131
Cin 11 "Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz." 104
Cin 15 "Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır." 84
Cin 18 "Şüphesiz mescitler, Allah'ındır. O halde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin. 111
Cin 20 De ki: "Şüphesiz ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O'na hiç kimseyi ortak koşmam." 103
Cin 21 De ki: "Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim." 94
Cin 22 De ki: "Gerçekten beni Allah'a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine asla O'ndan başka sığınacak kimse de bulamam." 141
Cin 25 De ki: "Sizin uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi koyacaktır, bilemem." 129
Cin 26 O gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez. 69
Müzzemmil 1 Ey örtünüp bürünen (Peygamber)! 56
Müzzemmil 3 Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt. 117
Müzzemmil 4 Yahut buna biraz ekle. Kur'an'ı ağır ağır, tane tane oku. 86
Müzzemmil 5 Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahy edeceğiz. 89
Müzzemmil 7 Çünkü gündüzün sana uzun bir meşguliyet vardır. 75
Müzzemmil 8 Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O'na yönel. 78
Müzzemmil 9 O, doğunun da batının da Rabbidir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Öyle ise onu vekil edin. 120
Müzzemmil 10 Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl. 88
Müzzemmil 11 Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver. 106
Müzzemmil 16 Ama Firavun o peygambere isyan etti, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde yakalayıverdik. 118
Müzzemmil 18 O günle gök (bile) yarılır, Allah'ın vadi gerçekleşir. 85
Müzzemmil 19 Şüphesiz bunlar bir öğüttür. Kim dilerse Rabbine ulaştıran bir yol tutar. 105
Müddessir 1 Ey örtünüp bürünen (Peygamber!) 55
Müddessir 2 Kalk da uyar. 36
Müddessir 3 Rabbini yücelt. 40
Müddessir 4 Nefsini arındır. 40
Müddessir 5 Şirkten uzak dur. 42
Müddessir 6 İyiliği, daha fazlasını bekleyerek (bir kazanç elde etmek için) yapma. 99
Müddessir 7 Rabbinin rızasına ermek için sabret. 61
Müddessir 9 Sûr'a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür. 92
Müddessir 10 Kâfirler için hiç kolay değildir. 61
Müddessir 11 Beni, yarattığım kişiyle başbaşa bırak. 69
Müddessir 13 Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim. 74
Müddessir 14 Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım. 68
Müddessir 15 Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar. 68
Müddessir 16 Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı inatçıdır. 112
Müddessir 17 Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım. 64
Müddessir 18 Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti. 73
Müddessir 19 Kahrolası nasıl da ölçtü biçti! 61
Müddessir 20 Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti! 65
Müddessir 21 Sonra (Kur'an hakkında) derin derin düşündü. 73
Müddessir 22 Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı. 70
Müddessir 24 Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu ancak nakledilegelen bir sihirdir." 124
Müddessir 25 "Bu, ancak insan sözüdür." 53
Müddessir 26 Ben onu "Sekar"a (cehenneme) sokacağım. 65
Müddessir 27 Sekar'ın ne olduğunu sen ne bileceksin? 65
Müddessir 28 Geride bir şey koymaz, bırakmaz. 58
Müddessir 29 Derileri kavurur. 42
Müddessir 30 Üzerinde on dokuz (görevli melek) vardır. 68
Müddessir 38 Herkes kazandığına karşılık bir rehindir. 71
Müddessir 39 Ancak ahiret mutluluğuna eren kimseler başka. 73
Müddessir 43 Onlar şöyle derler: "Biz namaz kılanlardan değildik." 81
Müddessir 44 "Yoksula yedirmezdik." 46
Müddessir 45 "Bâtıla dalanlarla birlikte biz de dalardık." 72
Müddessir 46 "Ceza gününü de yalanlıyorduk." 60
Müddessir 47 "Nihayet ölüm bize gelip çattı." 59
Müddessir 48 Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez. 74
Müddessir 49 Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar? 89
Müddessir 51 Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler. 72
Müddessir 52 Hatta onlardan her bir kişi, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor. 106
Müddessir 53 Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar. 70
Müddessir 54 Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur'an) bir uyarıdır. 100
Müddessir 55 Artık kim dilerse ondan öğüt alır. 63
Kıyame 1 Kıyamet gününe yemin ederim. 47
Kıyame 2 (Kusurlarından dolayı kendini) kınayan nefse de yemin ederim (ki diriltilip hesaba çekileceksiniz). 123
Kıyame 3 İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır? 91
Kıyame 4 Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter. 92
Kıyame 5 Fakat insan önünü (geleceğini, kıyameti) yalanlamak ister. 83
Kıyame 6 "O kıyamet günü ne zaman?" diye sorar. 60
Kıyame 11 Hayır, hiçbir sığınacak yer yoktur. 62
Kıyame 12 O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur. 76
Kıyame 13 O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir. 117
Kıyame 15 Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir. 97
Kıyame 16 (Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. 88
Kıyame 17 Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir. 68
Kıyame 18 O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy. 76
Kıyame 19 Sonra onu açıklamak da bize aittir. 57
Kıyame 21 Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz. 81
Kıyame 22 O gün bir takım yüzler aydındır. 58
Kıyame 23 Rablerine bakarlar. 41
Kıyame 24 O gün bir takım yüzler de asıktır. 60
Kıyame 25 Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar. 87
Kıyame 31 O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı. 78
Kıyame 32 Fakat yalanlamış ve yüz çevirmişti. 61
Kıyame 33 Sonra da kasıla kasıla ailesine gitmişti. 64
Kıyame 35 "Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık!" denecektir. 95
Kıyame 36 İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder. 84
Kıyame 37 O dökülen meniden ibaret az bir su değil miydi? 71
Kıyame 38 Sonra bu, bir "alaka"3 oldu. Derken Allah onu yaratıp güzelce şekillendirdi. 101
Kıyame 39 Nihayet ondan da erkek ve dişi iki eşi var etti. 71
Kıyame 40 Şimdi, bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? 89
İnsan 1 İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti. 115
İnsan 4 Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık. 111
İnsan 5 İyiler ise, katkısı kâfur olan içecekler dolu bir kadehten içerler. 91
İnsan 6 Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar. 115
İnsan 7 O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar. 118
İnsan 8 Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler. 82
İnsan 10 "Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız." 125
İnsan 11 Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir. 131
İnsan 12 Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipek(ten giysiler) ile mükafatlandırır. 110
İnsan 15 Etraflarında gümüş kaplar, şeffaf kadehler dolaştırılır. 84
İnsan 16 Gümüşten billur kaplar ki, onları (ihtiyaca göre) ölçüp düzenlemişlerdir. 103
İnsan 17 Orada kendilerine, katkısı zencefil olan içecekle dolu bir kâseden içirilir. 101
İnsan 18 Orada bir pınar ki ona "selsebil" adı verilir. 67
İnsan 20 Orada, görünce (sonsuz)nimetler ve büyük bir mülk (hükümranlık) görürsün. 105
İnsan 23 Şüphe yok ki, Kur'an'ı sana elbette biz indirdik biz. 77
İnsan 24 O halde, Rabbinin hükmüne sabret. Onlardan hiçbir günahkâra ve hiçbir nanköre itaat etme. 116
İnsan 25 Sabah akşam Rabbinin adını an. 52
İnsan 26 Gecenin bir kısmında ona secde et; geceleyin de onu uzun uzadıya tespih et. 95
İnsan 27 Şunlar (inanmayanlar) dünyayı tercih ediyorlar ve çetin bir günü arkalarına atıyorlar. 114
İnsan 29 İşte bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine ulaştıran bir yol tutar. 90
İnsan 30 Allah'ın dilemesi olmadıkça siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 137
İnsan 31 O, dilediği kimseyi rahmetine sokar. Zalimlere ise elem dolu bir azap hazırlamıştır. 106
Mürselat 8 Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman, 73
Mürselat 9 Gök yarıldığı zaman, 47
Mürselat 10 Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, 59
Mürselat 11 Peygamberler için (ümmetlerine şahitlik etmek üzere) vakit belirlendiği zaman (kıyamet gerçekleşir). 131
Mürselat 12 (Bu) hangi güne ertelenmiştir? 55
Mürselat 13 Hüküm ve ayırım gününe. 52
Mürselat 14 Hüküm ve ayırım gününü sen ne bileceksin. 71
Mürselat 15 O gün vay yalanlayanların haline! 58
Mürselat 16 Biz öncekileri helak etmedik mi? 57
Mürselat 17 Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız. 78
Mürselat 18 Biz suçlulara işte böyle yaparız. 60
Mürselat 19 O gün vay yalanlayanların haline! 58
Mürselat 20 Biz sizi bayağı bir sudan (meniden) yaratmadık mı? 74
Mürselat 22 Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk. 95
Mürselat 23 Sonra da ona ölçülü bir biçim verdik. Biz ne güzel biçim verenleriz! 98
Mürselat 24 O gün vay yalanlayanların haline! 57
Mürselat 26 Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı? 96
Mürselat 27 Orada sabit yüce dağlar yaratmadık mı, size tatlı bir su içirmedik mi? 100
Mürselat 28 O gün vay yalanlayanların haline! 58
Mürselat 29 Onlara şöyle denecek: "Yalanlamakta olduğunuz şeye (cehennem azabına) gidin." 107
Mürselat 31 "Üç kola ayrılmış gölgeye gidin ki, o ne gölgelendirir ne de alevden korur." 104
Mürselat 32 Şüphesiz cehennem, her biri saray büyüklüğünde kıvılcımlar saçar. 99
Mürselat 33 Bunlar sanki birer kızıl devedir. 58
Mürselat 34 O gün vay yalanlayanların haline! 58
Mürselat 35 Bu, konuşamayacakları gündür. 56
Mürselat 36 Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler. 69
Mürselat 37 O gün vay yalanlayanların haline! 58
Mürselat 38 Bu, hüküm ve ayırma günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya toplamışızdır. 106
Mürselat 39 Eğer bir tuzağınız varsa haydi bana tuzak kurun! 75
Mürselat 40 O gün vay yalanlayanların haline! 58
Mürselat 41 Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, gölgeler içinde ve pınar başlarındadırlar. 109
Mürselat 42 Canlarının çektiği meyveler içerisindedirler. 73
Mürselat 43 "Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için." 87
Mürselat 44 Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. 91
Mürselat 45 O gün vay yalanlayanların haline! 58
Mürselat 46 Ey inkar edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız. 119
Mürselat 47 O gün vay yalanlayanların haline! 57
Mürselat 48 Onlara, "Rükû edin (namaz kılın)" dendiği zaman rükû etmezler. 93
Mürselat 49 O gün vay yalanlayanların haline! 57
Mürselat 50 Onlar artık ondan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar? 83
Nebe 1 Birbirlerine neyi soruyorlar? 42
Nebe 3 Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)? 75
Nebe 4 Hayır, ileride bilecekler. 44
Nebe 5 Yine hayır; ileride bilecekler. 48
Nebe 7 Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı? 85
Nebe 8 Sizleri (erkekli-dişili) eşler halinde yarattık. 68
Nebe 9 Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık. 57
Nebe 10 Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık. 58
Nebe 11 Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık. 64
Nebe 12 Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik. 59
Nebe 13 Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık. 87
Nebe 17 Şüphesiz hüküm ve ayırma günü belirlenmiş bir vakittir. 81
Nebe 18 Bu, sûra üfürüleceği gün gerçekleşir ve siz bölük bölük gelirsiniz. 98
Nebe 19 Gök açılır ve kapı kapı olur. 53
Nebe 20 Dağlar yürütülür, serap haline gelir. 60
Nebe 23 Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir. 134
Nebe 24 Orada ne bir serinlik ve ne de içecek bir şey tadacaklar! 76
Nebe 26 Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler. 73
Nebe 27 Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı. 65
Nebe 28 Âyetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı. 69
Nebe 29 Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfûz'da) tamamiyle sayıp tespit ettik. 99
Nebe 30 Kafirlere şöyle denilir: "Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız." 119
Nebe 35 Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan. 71
Nebe 39 İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar. 103
Naziat 1 Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara, 81
Naziat 2 Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara, 76
Naziat 3 Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere, 55
Naziat 4 Derken, öne geçenlere, 45
Naziat 5 Nihayet işi çekip çevirenlere (ki, mutlaka tekrar diriltileceksiniz). 91
Naziat 8 O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır. 90
Naziat 9 Onların gözleri (korku ile) inecektir. 59
Naziat 10 Şöyle derler: "Biz gerçekten gerisingeriye eski halimize mi döndürüleceğiz?" 103
Naziat 11 "Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?" 74
Naziat 12 "Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür" dediler. 73
Naziat 13 Halbuki o, bir haykırıştan (sûr'un üfürülmesinden) ibarettir. 88
Naziat 14 Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler. 63
Naziat 15 (Ey Muhammed!) Mûsâ'nın haberi sana geldi mi? 65
Naziat 16 Hani, Rabbi ona mukaddes Tuvâ vadisinde şöyle seslenmişti: 82
Naziat 17 "Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır." 66
Naziat 18 "Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin? 84
Naziat 19 Seni Rabbine ileteyim de ona karşı derinden saygı duyup korkasın!" 90
Naziat 20 Derken Mûsâ O'na en büyük mucizeyi gösterdi. 68
Naziat 21 Fakat o, Mûsâ'yı yalanladı ve isyan etti. 66
Naziat 22 Sonra sırt dönüp koşarak gitti. 54
Naziat 23 Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi: 70
Naziat 24 "Ben, sizin en yüce Rabbinizim!" dedi. 58
Naziat 25 Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve âhiret cezasıyla cezalandırdı. 98
Naziat 26 Şüphesiz bunda Allah'tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır. 104
Naziat 27 (Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur. 115
Naziat 28 Onu yükseltmiş ve ona düzen ve âhenk vermiştir. 72
Naziat 29 O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı. 86
Naziat 30 Ardından yeri düzenleyip döşedi. 56
Naziat 31 Ondan suyunu ve merasını çıkardı. 59
Naziat 32 Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi. 64
Naziat 33 Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı. 93
Naziat 35 En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar. 103
Naziat 36 Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir. 80
Naziat 39 Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır. 117
Naziat 42 Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. 71
Naziat 43 Onu bilip söylemek nerede, sen nerede? 60
Naziat 44 Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine âittir. 63
Naziat 45 Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın. 62
Naziat 46 Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler. 138
Abese 26 Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık! 59
Abese 25 Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık. 65
Abese 24 Herşeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın! 73
Abese 23 Hayır hayır o, Allah'ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.) 102
Abese 22 Sonra, dilediği vakit onu diriltir. 55
Abese 21 Sonra onu öldürdü ve kabre koydu. 55
Abese 20 Sonra ona yolu kolaylaştırdı. 51
Abese 19 Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi. 91
Abese 18 Allah onu hangi şeyden yarattı? 51
Abese 17 Kahrolası (inkarcı) insan! Ne nankördür o! 65
Abese 16 O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir. 119
Abese 12 Dileyen ondan öğüt alır. 46
Abese 11 Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur'an) bir öğüttür. 78
Abese 10 Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun. 123
Abese 5 Kendini muhtaç hissetmeyene gelince; 56
Abese 6 Sen, ona yöneliyorsun. 41
Abese 7 (İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne! 65
Abese 4 Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek. 77
Abese 3 (Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak, 67
Abese 2 Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü. 91
Abese 38 O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar, 81
Abese 39 Gülerler, sevinirler. 41
Abese 40 O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler. 80
Abese 41 Onları bir siyahlık bürür. 49
Abese 42 İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır. 65
Tekvir 1 Güneş, dürüldüğü zaman, 45
Tekvir 2 Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman, 59
Tekvir 3 Dağlar, yürütüldüğü zaman, 52
Tekvir 4 Gebe develer salıverildiği zaman. 54
Tekvir 5 Yaban hayatı yaşayan (irili ufaklı) tüm canlılar toplandığı zaman, 94
Tekvir 6 Denizler kaynatıldığı zaman, 50
Tekvir 7 Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiği zaman. 66
Tekvir 9 Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman, 114
Tekvir 10 Amel defterleri açıldığı zaman, 59
Tekvir 11 Gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman, 73
Tekvir 12 Cehennem alevlendirildiği zaman, 54
Tekvir 13 Cennet yaklaştırıldığı zaman, 55
Tekvir 14 Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir. 79
Tekvir 16 Andolsun, bir görünüp bir sinenlere, akıp gidip kaybolanlara, 83
Tekvir 17 Andolsun, yöneldiği zaman geceye, 55
Tekvir 18 Andolsun, aydınlandığı zaman sabaha ki, 65
Tekvir 22 (Ey Kureyşliler!) Sizin arkadaşınız (Muhammed) bir deli değildir. 89
Tekvir 23 Andolsun o, Cebrâil'i apaçık ufukta gördü. 67
Tekvir 24 O, gayb hakkında cimri değildir. 54
Tekvir 25 Kur'an, kovulmuş şeytanın sözü değildir. 67
Tekvir 26 (Hal böyle iken) nereye gidiyorsunuz? 58
Tekvir 28 O, âlemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür. 103
Tekvir 29 Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. 77
İnfitar 1 Gök yarıldığı zaman, 42
İnfitar 2 Yıldızlar saçıldığı zaman, 54
İnfitar 3 Denizler kaynayıp fışkırtıldığı zaman, 68
İnfitar 4 Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, 79
İnfitar 5 Herkes yaptığı ve yapmadığı şeyleri bilecek. 71
İnfitar 9 Hayır, hayır! Siz hesap ve cezayı yalanlıyorsunuz. 75
İnfitar 11 Halbuki üzerinizde muhakkak bekçiler, değerli yazıcılar vardır. 89
İnfitar 12 Onlar yapmakta olduklarınızı bilirler. 63
İnfitar 13 Şüphesiz, iyiler Naîm cennetindedirler. 64
İnfitar 14 Şüphesiz, günahkârlar da cehennemdedirler. 67
İnfitar 15 Hesap ve ceza günü oraya gireceklerdir. 63
İnfitar 16 Onlar oradan kaybolup kurtulacak da değillerdir. 71
İnfitar 17 Hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin? 79
İnfitar 18 Evet, hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin? 84
İnfitar 19 O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır. 111
Mutaffifın 1 Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! 71
Mutaffifın 2 Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler. 96
Mutaffifın 3 Fakat, kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar. 125
Mutaffifın 7 Hayır, günahkârların yazısı, muhakkak "Siccîn"dedir. 84
Mutaffifın 8 "Siccîn"in ne olduğunu sen ne bileceksin. 67
Mutaffifın 9 O, yazılmış bir kitaptır. 52
Mutaffifın 11 O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay haline! 99
Mutaffifın 12 Onu, ancak her azgın, günahkâr kimse inkar eder. 76
Mutaffifın 13 Ona âyetlerimiz okununca, "Eskilerin masalları" der. 79
Mutaffifın 14 Hayır hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır. 111
Mutaffifın 15 Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır. 116
Mutaffifın 16 Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir. 70
Mutaffifın 17 Sonra da onlara, "Yalanlamakta olduğunuz işte budur" denecektir. 91
Mutaffifın 18 Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı "İlliyyûn"dadır. 100
Mutaffifın 19 "İlliyyûn"un ne olduğunu sen ne bileceksin. 68
Mutaffifın 20 O yazılmış bir kitaptır. 53
Mutaffifın 21 Ona, Allah'a yakın olanlar şâhit olur. 66
Mutaffifın 22 Şüphesiz iyi kimseler, Naîm cennetindedirler. 74
Mutaffifın 23 Koltuklar üzerinde, (etrafı) seyrederler. 68
Mutaffifın 24 Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün. 79
Mutaffifın 25 Onlara, mühürlü (el değmemiş) saf bir içecekten içirilir. 89
Mutaffifın 27 O içeceğin katkısı tesnimdir. 57
Mutaffifın 28 Bir pınar ki, Allah'a yakın olanlar ondan içerler. 78
Mutaffifın 29 Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı. 92
Mutaffifın 30 Mü'minler yanlarından geçtiğinde birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı. 118
Mutaffifın 31 Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı. 104
Mutaffifın 32 Mü'minleri gördükleri vakit, "Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir" diyorlardı. 116
Mutaffifın 33 Halbuki onlar, mü'minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi. 97
Mutaffifın 34 İşte bugün de mü'minler kâfirlere gülerler. 75
Mutaffifın 35 Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler. 66
Mutaffifın 36 Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı!? 96
İnşikak 2 Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-, 94
İnşikak 4 Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman, 97
İnşikak 5 Rabbini dinlediği zaman -ki ona yaraşan da budur- (insan yaptıklarını karşısında bulur!) 118
İnşikak 7 Kime kitabı sağından verilirse, 57
İnşikak 8 Hesabı çok kolay bir şekilde görülecek, 66
İnşikak 9 Sevinçli olarak ailesine dönecektir. 59
İnşikak 10 Fakat kime kitabı arkasından verilirse, 67
İnşikak 12 "Helâk!" diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir. 78
İnşikak 13 Çünkü o, (dünyada iken) ailesi içinde sevinçli idi. 77
İnşikak 14 Çünkü o hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini sanırdı. 81
İnşikak 15 Hayır! Sandığı gibi değil! Şüphesiz Rabbi onu görüyordu. 89
İnşikak 16 Yemin ederim şafağa, 44
İnşikak 17 Geceye ve içinde topladıklarına, 58
İnşikak 18 Dolunay halindeki aya ki, 48
İnşikak 19 Şüphesiz siz halden hale geçeceksiniz. 65
İnşikak 20 Böyleyken onlara ne oluyor da iman etmiyorlar? 69
İnşikak 21 Onlara Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar. 70
İnşikak 22 Daha doğrusu, inkar edenler (Kur'an'ı) yalanlıyorlar. 79
İnşikak 23 Halbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir. 86
İnşikak 24 Öyle ise sen onlara elem dolu bir azabı müjdele! 74
İnşikak 25 Ancak iman edip de sâlih ameller işleyenler başka. Onlar için, bitmez tükenmez bir mükafat vardır. 125
Büruc 1 Burçlarla dolu göğe andolsun, 48
Büruc 2 Va'dedilmiş güne (kıyamete) andolsun, 61
Büruc 7 O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı. 102
Büruc 12 Şüphesiz, Rabbinin yakalaması çok çetindir. 67
Büruc 13 Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrarlar. 87
Büruc 14 O, çok bağışlayandır, çok sevendir. 62
Büruc 15 Arş'ın sahibidir, şanı yüce olandır. 61
Büruc 16 Dilediğini mutlaka yapandır. 51
Büruc 18 Orduların, Firavun ve Semûd'un haberi sana geldi mi? 71
Büruc 19 Hayır, inkar edenler, hâlâ yalanlamaktadırlar. 70
Büruc 20 Oysa Allah, onları arkalarından kuşatmıştır. 71
Büruc 21 Hayır o (yalanlamakta oldukları kitap) şanı yüce bir Kur'an'dır. 90
Büruc 22 O korunmuş bir levhada (Levh-i Mahfuz'da)dır. 64
Tarık 1 Göğe ve târıka andolsun. 43
Tarık 2 Târıkın ne olduğunu sen ne bileceksin? 61
Tarık 3 O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır. 71
Tarık 4 Hiçbir kimse yoktur ki, üzerinde koruyucu bulunmasın. 74
Tarık 5 Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın. 70
Tarık 6 Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı. 62
Tarık 7 Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar. 71
Tarık 8 Şüphesiz Allah'ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter. 96
Tarık 9 Bütün sırların yoklanacağı günü hatırla! 68
Tarık 10 (O gün) artık insan için ne bir kuvvet vardır, ne de bir yardımcı. 95
Tarık 11 Yağmurlu göğe andolsun, 43
Tarık 12 Yarık yarık çatlamış yere andolsun. 60
Tarık 13 Şüphesiz o Kur'an, hak ile bâtılı ayırd eden bir sözdür. 84
Tarık 14 O, boş bir söz değildir. 47
Tarık 15 Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar, 57
Tarık 16 Ben de bir tuzak kurarım. 46
Tarık 17 Artık sen inkârcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı! 79
Ala 1 Yüce Rabbinin adını tespih et. 46
Ala 2 O, yaratıp şekillendiren, âhenk veren ve düzene koyandır. 78
Ala 3 O, (her şeyi) ölçüyle yapıp yönlendirendir. 64
Ala 5 O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çörçöpe çevirendir. 117
Ala 6 Sana Kur'an'ı okutacağız ve sen onu unutmayacaksın. 71
Ala 7 Ancak Allah'ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de. 99
Ala 8 Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz. 61
Ala 9 O halde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver. 66
Ala 10 Allah'a karşı derin saygı duyarak ondan korkan öğüt alacaktır. 85
Ala 12 En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kâfir) ise, öğüt almaktan kaçınır. 105
Ala 13 Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar. 84
Ala 15 Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer. 93
Ala 16 Fakat sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz. 67
Ala 17 Oysa âhiret, daha hayırlı ve süreklidir. 63
Ala 19 Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Mûsâ'nın sayfalarında da vardır. 102
Gaşiye 1 Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi sana geldi mi? 75
Gaşiye 2 O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir. 83
Gaşiye 3 Çalışmış, (boşa) yorulmuşlardır. 60
Gaşiye 4 Kızgın ateşe girerler. 45
Gaşiye 5 Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler. 67
Gaşiye 6 Onlara, acı ve kötü kokulu bir dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur. 93
Gaşiye 7 O, ne besler ne de açlıktan kurtarır. 60
Gaşiye 8 O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar. 83
Gaşiye 9 Yaptıklarından dolayı hoşnutturlar. 60
Gaşiye 10 Yüksek bir cennettedirler. 48
Gaşiye 11 Orada hiçbir boş söz işitmezler. 56
Gaşiye 12 Orada akan bir kaynak vardır. 50
Gaşiye 16 Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır. 126
Gaşiye 17 Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıştır! 71
Gaşiye 18 Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir! 71
Gaşiye 19 Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmişlerdir! 72
Gaşiye 20 Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır! 73
Gaşiye 21 Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin. 78
Gaşiye 22 Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin. 64
Gaşiye 24 Ancak, kim yüz çevirir, inkâr ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır. 97
Gaşiye 25 Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir. 66
Gaşiye 26 Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir. 73
Fecr 1 Tan yerinin ağarmasına andolsun, 47
Fecr 2 On geceye andolsun, 36
Fecr 3 Çifte ve teke andolsun, 41
Fecr 4 Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır). 88
Fecr 5 Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır. 121
Fecr 12 Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi. 104
Fecr 13 Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı. 82
Fecr 14 Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir. 53
Fecr 15 İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der. 146
Fecr 16 Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, "Rabbim beni aşağıladı" der. 93
Fecr 17 Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz. 60
Fecr 18 Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. 78
Fecr 19 Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz. 72
Fecr 20 Malı da pek çok seviyorsunuz. 50
Fecr 21 Hayır, yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman, 106
Fecr 24 "Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım" der. 78
Fecr 25 Artık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez. 72
Fecr 26 Onun vuracağı bağı kimse vuramaz. 56
Fecr 27 (Allah şöyle der:) "Ey huzur içinde olan nefis!" 69
Fecr 28 "Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!" 76
Fecr 29 "(İyi) kullarımın arasına gir." 53
Fecr 30 "Cennetime gir." 31
Beled 19 Âyetlerimizi inkar edenler ise; kötülüğe batmış kimselerdir. 86
Beled 13 O tutsak bir boynu çözmek(köle azat etmek) tir. 71
Beled 12 Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin? 65
Beled 10 Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi? 130
Beled 11 Fakat o, sarp yokuşa atılmadı. 51
Beled 6 "Yığınla mal harcadım" diyor. 51
Beled 7 Kendisini kimsenin görmediğini mi sanıyor? 64
Beled 5 İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? 86
Beled 20 Üzerlerinde etrafı sımsıkı kapatılmış bir ateş vardır. 80
Şems 1 Güneşe ve onun aydınlığına andolsun, 56
Şems 2 Onu izlediğinde Ay'a andolsun, 49
Şems 3 Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun, 66
Şems 4 Onu bürüdüğünde geceye andolsun, 56
Şems 5 Göğe ve onu bina edene andolsun, 51
Şems 6 Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun, 60
Şems 10 Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır. 85
Şems 11 Semûd kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı. 68
Şems 12 Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı. 97
Şems 13 Allah'ın Resülü de onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun." 122
Şems 15 Allah, bunun sonucundan çekinmez de! 52
Leyl 1 (Ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun, 63
Leyl 2 Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun, 70
Leyl 3 Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun ki, 57
Leyl 4 Şüphesiz sizin çabalarınız elbette çeşit çeşittir. 78
Leyl 11 Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez. 74
Leyl 12 Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir. 75
Leyl 13 Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir. 58
Leyl 14 Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım. 62
Leyl 16 O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer. 83
Leyl 21 Elbette kendisi de hoşnut olacaktır. 54
Duha 1 Kuşluk vaktine andolsun, 39
Duha 2 Karanlığı çöktüğü vakit geceye andolsun ki, 68
Duha 3 Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da. 61
Duha 4 Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır. 75
Duha 5 Şüphesiz, Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın. 79
Duha 6 Seni yetim bulup da barındırmadı mı? 59
Duha 7 Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi? 71
Duha 8 Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi? 67
Duha 9 Öyleyse sakın yetimi ezme! 43
Duha 10 Sakın isteyeni azarlama! 43
Duha 11 Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat. 58
İnşirah 1 (Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi? 77
İnşirah 3 Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? 72
İnşirah 4 Senin şânını yükseltmedik mi? 59
İnşirah 5 Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. 72
İnşirah 6 Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. 77
İnşirah 7 Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. 67
İnşirah 8 Ancak Rabbine yönel ve yalvar. 49
Tin 1 Tîn'e ve zeytûn'a andolsun. 44
Tin 2 Sinâ Dağına andolsun, 38
Tin 3 Bu güvenli şehre (Mekke'ye) andolsun ki, 58
Tin 4 Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. 73
Tin 5 Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik. 64
Tin 6 Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükafat vardır. 107
Tin 7 (Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor? 88
Tin 8 Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir? 65
Alak 2 Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı "alak" dan yarattı. 76
Alak 3 Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. 57
Alak 5 O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir. 84
Alak 7 Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder. 87
Alak 8 Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir. 56
Alak 10 Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü? 83
Alak 12 Ne dersin, ya o (engellenen kul) hidâyet üzere ise; ya da takvayı (Allah'a karşı gelmekten sakınmayı) emrediyorsa!? 137
Alak 13 Ne dersin engelleyen, Peygamberi yalanlamış ve yüz çevirmişse!? 87
Alak 14 O Allah'ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu? 70
Alak 16 Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız. 127
Alak 17 Haydi, taraftarlarını çağırsın. 55
Alak 18 Biz de zebânileri çağıracağız. 55
Alak 19 Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş. 71
Kadir 1 Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. 71
Kadir 2 Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! 65
Kadir 3 Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. 61
Kadir 4 Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. 108
Kadir 5 O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir. 68
Beyyine 2 Bu delil, tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gönderilen bir peygamberdir. 105
Beyyine 3 O sahifelerde dosdoğru hükümler vardır. 62
Beyyine 4 Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler. 126
Beyyine 7 Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. 127
Zilzal 4 İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır. 66
Zilzal 5 Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir. 60
Zilzal 6 O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır. 127
Zilzal 7 Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir. 104
Zilzal 8 Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir. 97
Adiyat 7 Hiç şüphesiz buna kendisi de şahittir. 61
Adiyat 8 Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır. 77
Karia 1 Yürekleri hoplatan büyük felaket! 51
Karia 2 Nedir o yürekleri hoplatan büyük felaket? 62
Karia 3 Yürekleri hoplatan büyük felaketin ne olduğunu sen ne bileceksin? 89
Karia 4 O gün insanlar, her biri bir tarafa uçuşan küçük kelebekler gibi olacaktır. 100
Karia 5 Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacaktır. 69
Karia 6 İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelmişse, 68
Karia 7 Artık o, hoşnut olacağı bir hayat içinde olacaktır. 76
Karia 8 Ama kimin de tartıları hafif gelirse, 56
Karia 9 İşte onun anası (varacağı yer) Hâviye'dir. 67
Karia 10 Sen Hâviye'nin ne olduğunu ne bileceksin? 62
Karia 11 O, kızgın bir ateştir. 40
Tekasür 2 Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı. 96
Tekasür 3 Hayır; ileride bileceksiniz! 47
Tekasür 4 Hayır, Hayır! İleride bileceksiniz! 59
Tekasür 5 Hayır, kesin olarak bir bilseniz... 57
Tekasür 6 Andolsun, o cehennemi muhakkak göreceksiniz. 67
Tekasür 7 Yine andolsun, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz 79
Tekasür 8 Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz? 74
Asr 2 Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. 67
Hümeze 2 Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline! 142
Hümeze 3 O, malının, kendisini ebedileştirdiğini sanır. 71
Hümeze 4 Hayır! Andolsun ki o, Hutâme'ye atılacaktır. 69
Hümeze 5 Hutame'nin ne olduğunu sen ne bileceksin? 61
Hümeze 7 O, Allah'ın, yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir. 78
Hümeze 9 Şüphesiz uzatılmış direkler arasında (bağlı oldukları halde) ateş onların üzerine kapatılacaktır. 125
Fil 1 Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? 71
Fil 2 Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? 62
Maun 1 Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı! 69
Maun 3 İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir. 85
Maun 4 Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, 54
Maun 5 Onlar namazlarını ciddiye almazlar. 55
Maun 6 Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar. 59
Maun 7 Ufacık bir yardıma bile engel olurlar. 53
Kevser 1 Şüphesiz biz sana Kevseri verdik. 51
Kevser 2 O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. 64
Kevser 3 Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir. 73
Kafirun 1 De ki: "Ey Kâfirler!" 38
Kafirun 2 "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem." 64
Kafirun 3 "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz." 77
Kafirun 4 "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim." 74
Kafirun 5 "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz." 76
Kafirun 6 “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” 72
Tebbet 1 Ebû Leheb'in elleri kurusun. Zaten kurudu. 59
Tebbet 2 Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı. 62
Tebbet 3 O, bir alevli ateşe girecektir, 49
Tebbet 5 Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir). 136
İhlas 1 De ki: "O, Allah'tır, bir tektir." 50
İhlas 2 "Allah Samed'dir. (Her şey O'na muhtaçtır, o, hiçbir şeye muhtaç değildir.)" 99
İhlas 3 Ondan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir)." 132
İhlas 4 "Hiçbir şey O'na denk ve benzer değildir." 58